PLAYING FIELD in Turkish translation

['pleiiŋ fiːld]
['pleiiŋ fiːld]
oyun sahasını
oyun sahası
oyun alanının
oyun sahasının

Examples of using Playing field in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
To navigate the playing field. They use complex sensors and software.
Oyun alanında gezinmek için. Karmaşık sensörler ve yazılım kullanıyorlar.
The playing field has been leveled.
Oyun alanının seviyesi eşitlendi.
And by sunset tomorrow night, the playing field will drastically change.
Yarın gece gün batımıyla birlikte oyun sahası fena şekilde değişecek.
That should narrow down the playing field.
Bu oyun alanını daraltacak.
Actually, this will be a playing field.
Aslında, burası oyun alanı olacaktı.
All I'm saying is, why not broaden the playing field,?
Tek demek istediğim neden oyun sahasını genişletmiyoruz?
That's Schiller. Ornament of the playing field.
Oyun sahasının süsü. Bu Schiller.
Where is it? It's usually at the far edge of the playing field.
Nerede? Genellikle oyun alanının en ucunda bulunuyor.
We shall await them on the playing field.
Onları oyun alanında bekleyelim.
We need to level the playing field somewhat. In the meantime.
Bir şekilde oyun alanını dengelememiz gerekiyor. Bu arada.
Yes, a playing field.
Evet, oyun alanı.
That's Schiller. Ornament of the playing field.
Bu Schiller. Oyun sahasının süsü.
If the game is already rigged, why can't I level the playing field?
Oyuna zaten hile karıştıysa ben neden oyun alanının seviyesini arttıramıyorum?
We need to level the playing field somewhat. Another time.
Bir şekilde oyun alanını yerle bir etmeliyiz.
In his patriotic zeal, Mr. Perkins will level the playing field for us.
Vatansever arzular içinde olan Bay Perkins bize oyun alanı bırakacaktır.
What am I seeing? The playing field.
Oyun alanını. Ne görüyorum?
You see, that pulsar levels the playing field.
Eğer bu pulsar bakın düzeyleri oyun alanı.
The playing field. What am I seeing?
Oyun alanını. Ne görüyorum?
If everyone looks the same, it levels the playing field.
Eğer herkes aynı görünürse oyun alanı dengelenmiş olur.
This time we level the playing field.
Oyun alanını hazırlayalım. Bu sefer biz.
Results: 112, Time: 0.0499

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish