yayıncılık
publishing
broadcasting
publications
champlaign yayınevi
publisher
publishing
press
publications
house yayınlamak
to publish
release
to broadcast
to run
posting
the air
publication
telecasting yayınlamaktan
to publish
release
to broadcast
to run
posting
the air
publication
telecasting yayın
bow
spring
spread
sagittarius
arc
crossbows yayımcılık
bow
publishing
broadcast
publication basın
press
bass
push
step
hit
print
click
tread
major-domo
bassist yayımlamakla
to publish
to issue
publication yayınlamaya
to publish
release
to broadcast
to run
posting
the air
publication
telecasting yayıncılıktan
publishing
broadcasting
publications
champlaign yayınlamayı
to publish
release
to broadcast
to run
posting
the air
publication
telecasting yayım
bow
spring
spread
sagittarius
arc
crossbows basım
press
bass
push
step
hit
print
click
tread
major-domo
bassist yayınevini
publisher
publishing
press
publications
house yayıncılıkta
publishing
broadcasting
publications
champlaign yayımcılıktan
bow
publishing
broadcast
publication yayıncılıkın
publishing
broadcasting
publications
champlaign yayınevinin
publisher
publishing
press
publications
house
Tokyo Cultural Publishing . Tokyo Kültürel Yayımcılık . Fortune 500 lists Rebecca Dalton's husband as having a publishing empire in 2005. En zengin 500 listesinde 2005te Rebecca Daltonun kocası da basın imparatoru olarak varmış. It's Trudy's friend from Atomic Publishing . Atomik Yayıncılıktan Trudynin arkadaşı. But publishing the truth isn't enough to fix the world. Began publishing a series of articles The New York Times based on the Pentagon Papers. Biz dizi yazı yayınlamaya başladı. Pentagon Belgeleri temelli… New York Times.
Yeah. It's my… It's our… Uh, it's the family's publishing company. Yayınevi şirketi ailenin. Benim… Bizim… Evet.Look, it's been weeks and you still haven't got back to me about this publishing deal. Haftalar oldu, hâlâ şu yayımcılık anlaşmasıyla ilgili aramadınız. I'm Blake Walker from Piermont Publishing . Ben Piermont Yayıncılıktan Blake Walker. They're planning on publishing lists, Kate. All day with offers. I mean, publishing houses have been calling. Yani yayın evleri tüm gün boyunca arayıp durdu. And so academics started publishing unclassified documents about nuclear war Akademisyenler gizli dökümanları yayınlamaya başladılar. nükleer savaş Publishing it would cause discord when we should stand united.Bunu yayınlamak birlik olmamız gereken bir dönemde anlaşmazlık yaratacaktı. It's my… It's our… Yeah. It's the family's publishing company. Benim… Bizim… Yayınevi şirketi ailenin. Evet. I will put you in a studio within a month and get you a publishing deal. Bir ay içinde seni stüdyoya alırım ve yayımcılık anlaşması yaparız. Nina roberts, green row publishing . We spoke on the phoneyesterday. Green Row yayıncılıktan Nina Roberts, dün telefonda konuşmuştuk. You must have a lot of close and dear friends in the publishing world. Yayım dünyasında bir sürü yakın arkadaşın vardır eminim.We're talking video promo, publishing rights… record deals. Klip çekimlerinden, yayın haklarından, kayıtlardan bahsediyoruz, boru değil. Ever thought of publishing a book? Hiç kitap yayınlamayı düşündün mü? Publishing this book will have consequences for my family.Bu kitabı yayınlamak ailemi etkileyecek. Yeah. It's my… It's our… Uh, it's the family's publishing company. Yayınevi şirketi ailenin. Evet. Benim… Bizim.
Display more examples
Results: 538 ,
Time: 0.0651