QUAILS in Turkish translation

[kweilz]
[kweilz]
bıldırcın indirmiştik
bıldırcınlar
quail
bıldırcınını
quail
bıldırcınlarından
quail

Examples of using Quails in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Quails!- Very good.
Bıldırcın!- Çok güzel.
Quails!- Very good!
Çok güzel.- Bıldırcın!
Like cheese or quails' eggs.
Mesela peynir yada bıldırcın yumurtası falan.
We sent down manna and quails.
Ve üstünüze kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.
He wondered if you could send quails.
Bıldırcın gönderebilir misin merak ediyor.
Two quails… right next to each other.
İki bıldırcın… yan yana.
We're not hunting quails, are we?
Bıldırcın avlamıyoruz, değil mi?
We sent down manna and quails for you.
Size çölde kudret helvasıyla bıldırcın lütfettik. 2,51.
Or quails on a bed of spinach with treacle.
Bir de pekmezli ıspanak eşliğinde bıldırcın var.
The lobster's good, with quails eggs and sliced seaweed.
Bıldırcın yumurtası ve yosunlu ıstakoz harika.
For some seasons, I desire quails eggs above anything else.
Bazı nedenlerden dolayı, bıldırcın yumurtasını herşeyden çok istiyorum.
The lobster's good, with quails eggs and sliced seaweed.
Yosunlu ıstakoz harika. Bıldırcın yumurtası ve.
Trout roe and quails' eggs served on a bed of ice.
Buz yatağında alabalık havyarı ve bıldırcın yumurtası.
You can use them to make… quails in rose petal sauce.
Onları, gülün taç yaprağından yapılan… bıldırcın sosu hazırlamakta kullanabilirsin.
The only thing that my father was ever interested in were his quails, his fighting quails.
Babamın hayatında ilgilendiği tek şey,… bıldırcını ve bıldırcın dövüşleriydi.
C'est a dire, little quails' eggs on a bed of pureed mushrooms.
Bir başka ifadeyle, mantar püresi üstünde sunulan bıldırcın yumurtası.
The baby quails come with the voice In the thick falling snow.
Lapa lapa yağan karda, bebek seslerden korktuğunda.
They asked, and he brought quails, and satisfied them with the bread of the sky.
İstediler, bıldırcın gönderdi, Göksel ekmekle doyurdu karınlarını.
We provided you with shade from the clouds and sent down manna and quails as the best pure sustenance for you to eat.
Bulutla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın indirdik,'' Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin'' dedik.
We provided you with shade from the clouds and sent down manna and quails as the best pure sustenance for you to eat.
Ve bulutu üstünüze gölgelik yaptık ve size kudret helvasıyla bıldırcın indirdik:'' Rızık olarak size verdiklerimizin, en temizlerinden yiyin.
Results: 552, Time: 0.051

Top dictionary queries

English - Turkish