RANDOMLY in Turkish translation

['rændəmli]
['rændəmli]
rastgele
random
just
arbitrary
casual
indiscriminately
randomness
rasgele
random
just
gelişigüzel
random
casually
indiscriminately
arbitrary
haphazard
just
sporadically
recreationally
arbitrarily
shoddy

Examples of using Randomly in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The needle that pointed to the direction that came the volcanic ashes began rotating randomly.
Volkanik külleri işaret eden iğne kafasına göre dönmeye başladı.
Do we know where we're going, or are we just driving around randomly?
Nereye gittiğimizi biliyor muyuz, öylesine geziyor muyuz?
Often. Randomly.
Sıkça, kafalarına göre.
The unsub didn't choose this flight randomly.
Zanlı bu uçuşu öylesine seçmedi.
His royal majesty"Erasmus, the randomly bias.
Karılımız,'' Erasmus, the randomly bias.
So to answer their question, what is the probability that a randomly chosen fifth grade boy would be taller than 157.7 centimeters, well, that's literally just the area under this right green part.
Soruyu yanıtlarsak, beşinci sınıftan seçilmiş rastgele bir erkek öğrencinin 157,7 santimetreden uzun olma olasılığı bu sağdaki alandır.
They dressed the men in identical outfits, gave each one a randomly assigned briefcase, and sent them along
Adamları birebir aynı giydirmişler her birine rasgele tahsis edilmiş çanta vermişler
Now, I'm going to be placing these grapey uprights randomly throughout the school, and whenever you see one,
Şimdi bu üzüm rengi piyanoları rastgele okula yerleştireceğim ve her gördüğünüzde ne yapıyor olursanız olun,
These breaks are more randomly located, and suggest a sharper impact than a hard push.
Bu kırıklar daha gelişigüzel yerleşmiş ve sertçe bastırmaktan çok, keskin bir etkiyi gösteriyor.
So, what we need is a single name a Christian name, for each Sioux assigned by you, randomly or at your discretion working from the last census.
İhtiyacımız olan şey her Siouxlu için senin tarafından geçen nüfus sayımında rasgele ya da dilediğin gibi verilmiş tek bir isim bir Hıristiyan ismi.
So randomly and horribly. I have never seen such a beloved community fixture suffer In my 20 years as a journalist.
Böylesine rasgele ve korkunç acılar çektiğini hiç görmedim. toplum tarafından böylesine sevilen bir halk kahramanının 20 senelik muhabirlik hayatım boyunca.
When your cells first began to multiply, they clustered randomly together, but after the second week they began an astonishing transformation.
Hücreleriniz çoğalmaya ilk başladıklarında, gelişigüzel kümeleniyorlardı. Ama ikinci haftanın ardından, insanı hayretler içinde bırakan bir dönüşüm başlatıyorlar.
So randomly and horribly. In my 20 years as a journalist,
Böylesine rasgele ve korkunç acılar çektiğini hiç görmedim.
And suggest a sharper impact than a hard push. These breaks are more randomly located.
Bu kırıklar daha gelişigüzel yerleşmiş… ve sertçe bastırmaktan çok, keskin bir etkiyi gösteriyor.
And I handed out these postcards randomly on the streets of Washington, D.C., not knowing what to expect.
Ve bu kartpostalları Washington D.C. caddelerinde gelişigüzel dağıttım, bir beklentim olmadan.
We hold a lottery, randomly choose the 100 people to survive, but you have to work for it every day.
Nasıl olacak? Elimizde rasgele seçilecek 100 kişilik bir çekiliş var.
Gave each one a randomly assigned briefcase, and sent them along 25 different routes here in Stockholm. They dressed the men in identical outfits.
Adamları birebir aynı giydirmişler… her birine rasgele tahsis edilmiş çanta vermişler… ve onları Stockholmde 25 farklı güzergâha göndermişler.
And sent them along 25 different routes here in Stockholm. They dressed the men in identical outfits, gave each one a randomly assigned briefcase.
Adamları birebir aynı giydirmişler… her birine rasgele tahsis edilmiş çanta vermişler… ve onları Stockholmde 25 farklı güzergâha göndermişler.
They dressed the men in identical outfits, and sent them along 25 different routes here in Stockholm. gave each one a randomly assigned briefcase.
Adamları birebir aynı giydirmişler… her birine rasgele tahsis edilmiş çanta vermişler… ve onları Stockholmde 25 farklı güzergâha göndermişler.
And sent them along 25 different routes here in Stockholm. gave each one a randomly assigned briefcase, They dressed the men in identical outfits.
Adamları birebir aynı giydirmişler… her birine rasgele tahsis edilmiş çanta vermişler… ve onları Stockholmde 25 farklı güzergâha göndermişler.
Results: 419, Time: 0.0442

Top dictionary queries

English - Turkish