RAPIDLY in Turkish translation

['ræpidli]
['ræpidli]
hızla
fast
rapidly
quickly
speed
swiftly
rate
sharply
yanked
velocity
pace
hızlı
fast
quick
rapid
speed
swift
çabuk
quick
hurry
fast
soon
get
easily
move
come
swift
süratle
rapidly
quickly
fast
swiftly
at the present rate
speed
hızlıca
fast
quick
rapid
speed
swift

Examples of using Rapidly in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They grow rapidly.
Çok hızlı büyüyorlar.
He is losing strength rapidly.
Gücünü hizla kaybediyor.
She spoke rapidly.
O, hızlı şekilde konuştu.
Her temperature's rising rapidly.
Kızın ateşi hızlı şekilde yükseliyor.
The soft body can rapidly alter its shape, enabling octopuses to squeeze through small gaps.
Çok hızlı şekil değiştirebilen yumuşak gövdesi sayesinde küçük deliklerden gövdesini sıkıştırarak geçebilir.
Some are rapidly developing coliform lesions.
Bazıları hızlı şekilde koliform dokular geliştiriyor.
But that window of opportunity is closing rapidly, you understand?
Ama bu fırsat şansı çabucak kapanacak, anlıyor musun?
That is rapidly spreading. We are getting confirmed reports of an outbreak in La Bosque.
La Busquette hızlıca yayılan bir salgının… varlığına dair doğrulanmış haberler alıyoruz.
We are getting confirmed reports of an outbreak in La Bosque that is rapidly spreading.
La Busquette hızlıca yayılan bir salgının… varlığına dair doğrulanmış haberler alıyoruz.
Unemployment among young adults in Korea is increasing most rapidly among members of the OECD.
Koredeki genç yetişkinler arasında işsizlik OECD üIeleri içerisinde… en hızlı artışa sahip.
But he was rapidly exsanguinated directly thereafter.
Bir şekilde kanı akıtılmış. Ama ondan sonra hızlı.
Maybe we can rapidly evolve into water creatures.
Belki biz de çabucak evrim geçirip suda yaşayan yaratıklar haline geliriz.
Though if you would actually materialized, you would be rapidly dematerializing.
Gerçekten cisimleşmiş olsaydın, hızla yok olmaya başlamıştın bile.
During this stage, the eyes move rapidly.
Bu esnada gözlerin hızlı hızlı hareket etmesinden alır.
Strigoi flesh heals rapidly, but silver burns them.
Strigoinin yarası hemen iyileşir ama gümüş onları yakar.
Lava erupting into water rapidly cools, forming a skin.
Suda patlayan lav, çabucak soğuyarak, bir kabuk oluşturur.
The man talks rapidly.
Adam süratli konuşuyordu.
I am excited to rapidly eat a plate of unwholesome food in an excessive portion size!
Aşırı miktarda yemeği hızlı şekilde yiyeceğim için heyecanlıyım!
I discovered very rapidly that I couldn't do any of them.
Çok çabuk bir şekilde bunların hiçbirini yapamayacağımı keşfettim.
These guys devolve rapidly until they're just killing machines.
Bu adamlar çabucak gerileyip ölüm makinelerine dönüşürler.
Results: 1141, Time: 0.0494

Top dictionary queries

English - Turkish