REALLY HANDSOME in Turkish translation

['riəli 'hænsəm]
['riəli 'hænsəm]
gerçekten yakışıklı
really handsome
really good-looking
he's really cute
really good
handsome truly
çok yakýþýklý
çok yakışıklı mi

Examples of using Really handsome in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Actually, the Chief of Staff just got a really handsome intern.
Aslında Genel Kurmay Başkanı çok yakışıklı bir stajyer aldı.
But he became really handsome.
Ama çok yakışıklı birine dönüşmüştü.
You look really handsome.
Çok yakışıklı görünüyorsun.
Why's there a really handsome man in the living room?
Neden oturma odasında çok yakışıklı bir adam var?
I bet you're really handsome.
Çok yakışıklı olduğuna bahse girerim.
Seems really handsome and awesome. Hey, this Seth in the story.
Hikâyedeki Seth gerçekten çok yakışıklı, yani harika görünüyor.
You look really handsome heroic in this uniform.
Bu üniformanın içinde… gerçekten çok yakışıklı ve heybetli görünüyorsun.
Dig'em. You look really handsome today, Chris.
Bugün çok yakışıklı görünüyorsun Chris.- Kazın.
That guy's really handsome.
Şu adam gerçekten çok yakışıklı.
We have really handsome customers.
Çok yakışıklı müşterilerimiz var.
You look really handsome in that tux.
Bu takımın içinde gerçekten çok yakışıklı gözüküyorsun.
A small man, with such beautiful eyes, really handsome!
Çok güzel gözleri olan zayıf bir adam. Gerçekten çok yakışıklı!
I bet that he's really, really handsome.
Bahse girerim çok, çok yakışıklıdır.
Hi. You look really handsome.- Wow.
Vay!- Selam. Gerçekten çok yakışıklı gözüküyorsun.
Hi. You look really handsome.- Wow.
Selam.- Vay! Gerçekten çok yakışıklı gözüküyorsun.
No, actually, we followed a really handsome guy who you had dinner with
Hayır, aslında, seninle yemeğe çıkan gerçekten yakışıklı bir adamı takip ettik
But remember when you told me if a really handsome, attractive guy with really great hair, tenderly touches your face you could do anything?
Ama bana şunu söylemiştin. Çok yakışıklı, çekici ve harika saçlara sahip biri narince suratına dokunursa her şeyi yapabilirim demiştin?
Looks like he could lift you onto a dresser?- Tall, really handsome.
Uzun boylu, çok yakışıklı… bir şifoniyerin üstüne seni kaldırıp koyabilir gibi görünüşlü.
I'm in Manhattan and I'm following Suzanne and she's with the{\ really handsome} guy from my case.
Manhattandayım ve Suzannei takip ediyorum ve kendisi yeni davamdaki çok yakışıklı adamla birlikte.
He is really handsome.
Gerçekten çok yakışıklı.
Results: 310, Time: 0.0456

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish