REFUEL in Turkish translation

[ˌriː'fjuːəl]
[ˌriː'fjuːəl]
yakıt
fuel
gas
propellant
gasoline
refuel
petrol
yakıt ikmali
refueling

Examples of using Refuel in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We have to refuel.
Yakıt doldurmamız gerek.
Gas cars had to refuel.
Benzinli araçlar yakıt ikmali yapmak zorunda kaldı.
We are going down refuel.
Yakıt ikmali için inmeliyiz.
Tanker 00028, permission to land and refuel granted.
Tanker 00028, iniş ve yakıt alma izni verildi.
Then Scooby and I are gonna split and refuel.
O halde Scooby ve ben gidip ve depoları dolduralım.
Recharge and refuel?
Elektriği yenileyip yakıtı doldururdunuz.
My heart is gonna stop if I don't find a meteor rock and refuel.
Eğer meteor taşı bulup yükleme yapmazsam kalbim duracak.
We need to stop here and refuel.
Bizim burada durup yakıt almamız gerekir.
Permission to land and refuel granted. Hold on. Tanker triple-oh-28.
Tanker 00028, iniş ve yakıt alma izni verildi.
Refuel! Hold it!
Durun. Durun Yakıt doldurun.
Refuel the plane first! Please!
Lütfen. Önce uçağa yakıt doldurun!
So they have to refuel very frequently.
Bu yüzden sık sık yakıt almak zorundalar.
Find the others, refuel.
Diğerleri bulmak için, yakıt için.
Oxygen that we will be completely out of In a short matter of time if we can't refuel.
Bir an önce yakıt bulamazsak tamamen bitecek olan oksijenimizin kaybı.
Three days later, the refuel team will meet us here on the north end of the island.
Üç gün sonra yakıt ikmal ekibi adanın kuzey kıyısında bizimle buluşacak.
Okay, all, refuel, regroup at the lap pool in 20. Geez, is she always this tough?
Tamam, hepiniz 20 dak. içinde tazelenin ve yüzme havuzunun orada toplanın tanrım, her zaman bu kadar sert midir?
Zorn doesn't stay in one place any longer than it takes refuel, but we have him passing through L. A.
Zorn bir yerde benzin almaktan daha uzun süre kalmıyor ama L.A. de yakalamalıyız.
Either we wait for Algiers to fuel the plane or we go to Marseille, refuel, and go to Paris.
Ya yakıt ikmali için burada bekleyeceğiz Ya da Marsilya ya gidip, yakıt alıp Paris e gideceğiz.
grow colder… we can take invisible space journeys to these different planets… refuel for what it is we need to do on the planet itself…
bir yol olacağını veya dünyanın soğuyacağını bizim de dünyamız için yapılması gereken her ne ise bunun ikmalini yapmak üzere farklı gezegenlere uzay seyahatleri yapacağımızı
Possibly refuel now.
Şimdi yakıt ikmali yapacağı.
Results: 776, Time: 0.0661

Top dictionary queries

English - Turkish