ROARING in Turkish translation

['rɔːriŋ]
['rɔːriŋ]
kükreyen
roaring
gürlediğini
uğultusunu işitirler
roaring
roarin
homurtusunu işitirler
gürültüyle
noise
noisy
loud
racket
commotion
sound
ruckus
fuss
rumpus
rumble
kükrüyor
roaring
kükreyerek
roaring
kükreme
roaring
gürlüyor
gürleyişini
gürültülü
noise
noisy
loud
racket
commotion
sound
ruckus
fuss
rumpus
rumble

Examples of using Roaring in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A what? Lava eyes, roaring, skateboarding down the street.
Ne için? Lav gözleri, kükreme, caddenin aşağısında kaykay.
To the woman who came roaring into my life like a one-eyed wombat.
Tek gözlü canavar gibi kükreyerek hayatıma giren kadına.
His engine's roaring.
Motoru kükrüyor.
Behind us was a continuous, terrible roaring.
Durmaksızın arkamızdan gelen korkunç kükreme.
Only to fall direct on the beach. They came roaring ashore.
Sadece sahilde düşüp oturmak için, kükreyerek kıyıya geliyorlar.
That goddamned van of yokels came roaring by, raising hell.
Birden bu lanet minibüs adeta cehennemden kükreyerek geldi.
I made this, like, roaring noise.
Ben şu, kükremeye benzer sesi çıkardım.
Both grunting[meteor roaring][electricity sizzling] zapping.
Iki homurdanıyor[ Meteor kükremesi] Elektrikle sinir bozucu.
Do you hear the sea still roaring?
Denizin kükreyişini duyuyor musun?
All the roaring, swell picture.
Bütün kükreyişi al, gösterişli bir resim olacak.
It was pretty thrilling to watch those old planes roaring around.
O ihtiyar uçakların etrafta gürlemelerini seyretmek çok heyecan vericiydi.
The animals are less alone with roaring than we are with all our words.
Kükremeleriyle hayvanlar bile kelimelerle bezenmiş bizlere nazaran daha az yalnızlık çekiyorlar.
Would send a shockwave roaring through the kingdom.
Ve Krallığa gürleyerek bir şok dalgası yolladı, Sonsuza kadar herşeyi değiştirmişti.
Sigurden, I'm trying to practice my formal roaring, ja?
Sigurden, resmî kükrememi prova etmeye çalışıyorum, ya?
The roaring and crashing came closer and closer.
Gürültü ve çarpışma sesleri gittikte yakınlaştı.
Engine roaring.
Motor kükremesi.
After eating the water caltrop of a lion, I have seen roaring of the lion♪.
Boynuzlu azgın su kestanesini… Aslan kükremesini gördüm.
Like a freight train roaring through the house.
Bir yük treni gibi evin içinde kükrüyorsun.
At times roaring.
Bazen kükrer.
Not his titles or the roaring of the mob.
Ünvanlarından ya da kalabalığın kükremesinden değil.
Results: 228, Time: 0.0617

Top dictionary queries

English - Turkish