SCREWING in Turkish translation

['skruːiŋ]
['skruːiŋ]
becermek
to screw
to do
bang
to shag
copulate
hump
shagging
effing
diddling
düzüşmek
screwing
boning
to get laid
nookie
yattığın
to sleep with
bed
go to bed
sex
lie
to get laid
bang
to shag
shagging
vidalama
screwing
sevişmek
to have sex
to make love
screw
lovemaking
to get laid
to shag
to hump
shagging
is sex
boinking
düzmek
to screw
becerirken
screwing
when
bangs
doing your
beceriyor
banging
is screwing
doing
manages
be bangin
does he do
yatıyorsun
you're sleeping with
you're lying
do you sleep
screwing
you're laid up
you have slept with
in bed with
you bang
sikmek
to screw
düzüyor olmalıydı
kırıştırıyor

Examples of using Screwing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I thought screwing sheep went out with New Wave. Hey!
Hey! Koyun düzmek Yeni Dalga ile kalktı sanıyordum!
Armstrong was arrested yesterday. He was caught screwing the police chief's daughter.
Polis müdürünün kızını becerirken yakalandı. Dün tutuklandı.
You're feeling sorry for yourself, screwing every woman in sight.
Her gördüğün kadınla yattığın için kendine acıyorsun.
Screwing? Uh.
Don't think screwing your sibling's what they meant by"bad times.
Kötü zamanlar'' dan kastın kardeşini becermek olduğunu sanmıyorum.
You're in here screwing some guy.
Burada bir adam vidalama bulunmaktadır.
You're screwing him, too?
Onunla yatıyorsun da, değil mi?
He was screwing his wife.
Eşini becerirken olmuş.
Fighting, screwing and reading the news.
Kavga etmek, düzüşmek ve haber okumak.
The contractor's screwing me." Blah, blah, blah.
Müteahhit beni beceriyor.'' Vesaire vesaire.
That doesn't bother you, screwing married chicks?
Seni rahatsız etmiyor mu evli hatunları becermek?
Doing a little banging and screwing.
Çakma ve vidalama yapıyorum.
For you 35 is like screwing Jello.
Senin 35 yaş, jöleyi düzmek gibi.
Screwing was invented by the Swedes during the First World War.
Dünya Savaşı sırasında İsveçler tarafından icat edildi. Sevişmek, 1.
Screwing him, are you, Orla?
Onunla yatıyorsun, değil mi Orla?
No, screwing our boss!
Hayır, patronumuzu sikmek! -Tavsiye mi?
As in screwing. Yeah.
Düzüşmek gibi. Evet.
He was caught screwing the police chief's daughter.
Polis müdürünün kızını becerirken yakalandı.
Look, I'm not interested in just screwing you in the sun.
Bak, tek derdim güneşin alnında seni becermek değil.
She will be screwing them when she's 14.
O 14 geldiğinde Onlara vidalama olacağım.
Results: 242, Time: 0.0855

Top dictionary queries

English - Turkish