SIDEWALKS in Turkish translation

['saidwɔːks]
['saidwɔːks]
kaldırımları
sidewalk
pavement
curb
paving
curbside
pavers
footpath
walkway
kaldırımlar
sidewalk
pavement
curb
paving
curbside
pavers
footpath
walkway
kaldırımda
sidewalk
pavement
curb
paving
curbside
pavers
footpath
walkway
kaldırım
sidewalk
pavement
curb
paving
curbside
pavers
footpath
walkway
sidewalks

Examples of using Sidewalks in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
water mains, and sidewalks.
su şebekesi ile kaldırımlar.
You didn't ask me here to talk about sidewalks, did you?
Burada kaldırımlardan bahsetmeye çağırmadın beni, değil mi?
How can they let the sidewalks be that dangerous in winter?
Kışın kaldırımların bu kadar tehlikeli olmasına nasıl izin verebiliyorlar?
They found her in Grant Park sweeping the sidewalks.
Grant Parkında kaldırımı süpürürken bulmuşlar.
Not littering the sidewalks, that's section 43.
Kaldırıma çöp atmıyorlar. O 43. madde.
Long enough to sweep the Paris sidewalks.
Paris kaldırımlarını süpürecek kadar uzun.
I'm used to sidewalks.
Ben kaldırımlara alışığım.
Streets so wide and sidewalks clean.
Sokaklarımız çok geniş Kaldırımlarımızsa tertemiz.
Black people still can't legally use city sidewalks.
Siyahiler hala yasal olarak şehrin kaldırımlarını kullanamıyorlarmış.
Sidewalks in the Kingdom.
Ostrogotlar krallıkla idare ediliyordu.
You want clean sidewalks?
Kaldırımı temezilemek mi istiyorsun?
Sandstone pavers are derived from natural stone and tend to be used for sidewalks, patios and backyards.
Kum taşı kaldırım taşları doğal taşlardan elde edilir ve kaldırımlar, avlular ve arka bahçeler için kullanılır.
Rufus, the Upper East Side holds all the comforts I desire… clean sidewalks, Bergdorf Goodman,
Rufus, Yukarı Doğu Yakası istediğim her rahatlığı bana sunuyor. Temiz kaldırımları, Bergdorf Goodmani
In bars, in cars… sidewalks, stores, everywhere.
I}… kaldırımda, dükkanda, her yerde.{ y: i} Barda, arabada.
Municipality workers have been working on the roads and sidewalks around the hotels and congress centres.
Belediye işçileri bir süredir oteller ve kongre merkezlerinin etrafındaki yol ve kaldırımlar üzerinde çalışıyorlar.
party out in Hollywood, and there's the sidewalks of New York, teeming with people.
işte New York kaldırımları, insanlarla dolu.
In bars, in cars… sidewalks, stores, everywhere.
I}… kaldırımda, dükkânda, her yerde.{ Y: i} Barda, arabada.
that's that citizens are shoveling out sidewalks right in front of these things.
vatandaşlar bu yangın musluklarının önündeki kaldırımları küreyerek temizliyorlardı.
Heaps and heaps of snow will fall from the sky and bury everything: sidewalks, cars, houses.
Gökyüzünden lapa lapa kar yağacak ve her şeyi gömecek… kaldırımları, arabaları, evleri.
And feel its dirty sidewalks under my feet. I live for the day when I step off the boat train.
Trenden inip ayaklarımın altında o kaldırımları hissedeceğim gün için yaşıyorum.
Results: 96, Time: 0.0507

Top dictionary queries

English - Turkish