SLAMMING in Turkish translation

['slæmiŋ]
['slæmiŋ]
çarpmadan
to crash
hitting
multiply
bumping
slam
running
banging
smash
to ram
çarparak
slammed
crashing
struck
multiplying
hitting
vurmaya
shoot
hit
to strike
knock
whack
punching
to bang
a shot
hittin
çarpmayın
to crash
hitting
multiply
bumping
slam
running
banging
smash
to ram
çarptığını
to crash
hitting
multiply
bumping
slam
running
banging
smash
to ram
çarptığım
to crash
hitting
multiply
bumping
slam
running
banging
smash
to ram

Examples of using Slamming in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Than slamming a spoiled child against a wall. I expected something more impressive.
Şımarık bir çocuğu duvara çarpmaktan daha etkileyici bir şey bekliyordum.
My head slamming against the wall.
Kafam hızlıca duvara doğru çarpıyor.
Yelling and door slamming?
Bağırdın ve kapıları mı çarptın?
Jacquot Stop slamming doors. Be quiet.
Kapıyı çarpmayı kes. Sessiz ol.
Like a door slamming?
Kapı çarpması gibi mi?
Slamming the door on your way out. That shows lack of gratitude.
Kapıyı öylece çarpıp çıkman, hiç minnet duymadığını gösterir.
Slamming Sammy here.
Karşınızda Slamming Sammy.
Creaking boards, slamming doors, whistling winds.
Gıcırdayan tahtalar, çarpan kapılar, ıslık çalan rüzgarlar.
A door slamming or the sound of tires.
Çarpan bir kapı ya da tekerlek sesleri.
His mom keeps slamming the door on me.
Annesi kapıyı suratıma çarpıyor sürekli.
I heard car doors slamming and angry voices in the driveway.
Garaj yolunda araba kapılarının çarpıldığını ve öfkeli sesler duydum.
Stop slamming doors.
Kapıyı çarpmayı kes.
I'm sorry for slamming the door on you.
Kapıyı suratına çarptığım için özür dilerim.
A door slamming or the sound of tires. Think.
Düşün. Çarpan bir kapı ya da tekerlek sesleri.
Think. A door slamming or the sound of tires.
Düşün. Çarpan bir kapı ya da tekerlek sesleri.
Look at that car. Slamming, huh?
Çarpıcı, ha? Şu arabaya bir baksana?
Slamming, huh? Look at that car.
Çarpıcı, ha? Şu arabaya bir baksana.
Creaking boards, slamming doors, whistling winds.
Gıcırdayan tahtalar, çarpan kapılar, ıslık çalan rüzgar.
Creaking boards, Wow, you, uh! slamming doors, whistling winds.
Gıcırdayan tahtalar, çarpan kapılar, ıslık çalan rüzgarlar… Siz yazarlar.
The doors slamming, the silence at the dinner table?
Çarpan kapılar, yemek masasındaki sessizlik?
Results: 121, Time: 0.0653

Top dictionary queries

English - Turkish