SLAUGHTERING in Turkish translation

['slɔːtəriŋ]
['slɔːtəriŋ]
katletmek
slaughtering
to massacre
killing
slaying
murdering
öldürme
to kill
murder
kesmek
cut
stop
to interrupt
to slit
shut down
amputate
hacking
chopping off
slaughtering
slice
kesim
stop
cut
shut up
quit
cease
knock it off
katleden
murdered
slaughtered
massacred
butchers
killed
öldürüyorduk
to die
death
dead
killed
boğazlama
to strangle
to slaughter
to choke
katlediyor
slaughtering
to massacre
killing
slaying
murdering
katletmeye
slaughtering
to massacre
killing
slaying
murdering
katletmekten
slaughtering
to massacre
killing
slaying
murdering
öldürdü
to kill
murder

Examples of using Slaughtering in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
No slaughtering each other.
Birbirinizi öldürmek yok.
Slaughtering livestock more like.
Hayvan kesmeye benziyordu.
The idea of slaughtering Americans it just turns my stomach.
Amerikalıları katletme fikri midemi bulandırıyor.
Come on. I'm really sorry for slaughtering you, Daddy.
Seni katlettiğim için gerçekten üzgünüm babacığım. Hadi.
I'm really sorry for slaughtering you, Daddy. Come on.
Seni katlettiğim için gerçekten üzgünüm babacığım. Hadi.
Yeah. Pirates have to pay for slaughtering innocent people.
Masum insanları öldüren korsanlar affedilemez. Evet.
Something about slaughtering me.
Beni kesmekle ilgili bir şeyler.
For slaughtering my kind centuries ago.
Benim türümü yüzyıllar önce katlettiği için.
you will end up slaughtering yourself.
Sonunda kendi katledersin.
Then Chata's already across the border, slaughtering anyone they have run across.
Öyleyse Chatanın çetesi karşılaştıkları herkesi öldürerek sınırı geçmiş bile.
the Byzantines stormed in, slaughtering the defenders.
savunmacıları katlettiler.
Slaughtering workers and students wasn't enough.
Öğrencileri ve işçileri katletmeleri yetmedi.
Slaughtering native tribes and early settlers.
Yerli kabileleri ve ilk yerleşimcileri katlettiler.
Erzsebet is responsible for slaughtering over a thousand people.
Erzsebet binden fazla insanın boğazlanmasından sorumlu.
It's barbaric, slaughtering some poor, innocent woman just because she took a dress.
Sırf elbise çaldı diye masum, fakir bir kadını öldürmek barbarca.
A pity that your countrymen are usually too busy slaughtering each other to exchange such pleasantries.
Ülkenizdeki insanların böyle hoşbeş etmek yerine birbirlerini katletmekle meşgul olmaları ne yazık.
Slaughtering all these people?
Tüm bu insanları katletmenin?
In 2018, Icelandic whalers were accused of slaughtering a blue whale.
De, İzlandalı balina avcıları mavi balina kesmekle suçlandılar.
Slaughtering native tribes, and early settlers.
Yerli halkı ve ilk yerleşenleri katlettiler.
I will begin slaughtering the apes one by one.
maymunları tek tek öldürmeye başlarım.
Results: 117, Time: 0.0915

Top dictionary queries

English - Turkish