SPINNING in Turkish translation

['spiniŋ]
['spiniŋ]
dönmeye
to go back
to return
to get back
to come back
turn
to come back to
to be back
dönüyor
's going on
returns
turns
coming
back
spinning
revolves
döner
back
spin
swivel
will
doner
rotary
turns
returns
revolving
comes
dönüyor mu
spinning
is he coming
do we go
iplik
thread
fiber
yarn
string
strand
spinning
suture
fibre
lint
çevirme
spin
away
dialling
don't turn
shawarma
rotisserie
to translate
twirling
baton-twirling
eğirme
kondisyon
conditioning
fitness
spin
crossfit
stationary

Examples of using Spinning in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
She's strapped in that spinning thing.
O eğirme olayına bağlanmış.
It's like his eye turned into a sorcerer's pinwheels and started spinning.
Gözleri büyücü numaraları gibi dönmeye başladı.
the needle just keeps spinning.
iğnesi sürekli döner durur.
We will be keeping the vinyl spinning for quite some time.
Çok uzun bir süre. Devam edeceğiz. vinil iplik.
Totally. Room's only spinning a little.- Awesome.
Kesinlikle. -Sadece oda biraz dönüyor. -Harika.
You know, spinning, bicycles?
Bilirsin ya, kondisyon bisikletleri?- Kondisyon mu?
Is the room still spinning? Dude. Dude.
Oda hala dönüyor mu? Dostum. Dostum.
Leclerc's spinning.
Leclerc spin atıyor.
These differently spinning versions of force particles would, in fact, be matter.
Bu farklı eğirme versiyonları kuvvet parçacıkları aslında, madde olacaktır.
A fireball spinning in their screaming guts!
Bir ateş topu feryat eden bağırsaklarında döner.
that the world would keep on spinning.
böylece dünya dönmeye devam edecekti.
For quite some time, so don't touch that dial. We will be keeping the vinyl spinning.
Çok uzun bir süre. Devam edeceğiz. vinil iplik.
Another couple of weeks, and I can resume my spinning classes. Mahalo.
Mahalo. Bir kaç haftaya kadar… bisiklet çevirme derslerine devam edebileceğim.
Totally.- Awesome. Room's only spinning a little.
Kesinlikle. -Sadece oda biraz dönüyor. -Harika.
Take a spinning class or buy some legs.
Dönüş dersi al, bacak satın al.
Your disk still spinning?
Diskin hâlâ dönüyor mu?
You, spinning your flax in the spinning room.
Sen, eğirme odasındaki, keten iplik.
You know, spinning, bicycles?
Bilirsin ya, kondisyon bisikletleri?
Spinning your little webs.
Küçük ağında döner durursun.
I don't care, though, because spinning and having accidents.
Ama benim umurumda değil çünkü spin atıp kaza yapmak.
Results: 556, Time: 0.1034

Top dictionary queries

English - Turkish