SPRAINS in Turkish translation

[spreinz]
[spreinz]
burkulmalar
incinmeleri
get hurt
to be hurt
burktuğunda
incitse
to hurt
to offend
harm

Examples of using Sprains in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You know… The magic of Chinese acupuncture is not only for head-aches or sprains.
Çince akupunktur büyüsü baş ağrıları veya burkulma için değil sadece.- Biliyor Musun.
Yeah, by making me pay every time some illegal sprains his ankle jumping the border.
Evet, yasa dışı biri arkadan müdahale etmeye çalışırken ayak bileğini burktuğunda her defasında bana para ödetti.
you know everything there is to know… About bruises, sprains, and Charley horses.
Ama benim tarzımda, çürükler ve burkulmalar hakkında.
Over 162 games, even tough guys get sprains, sore arms, muscle pulls.
Den fazla maça çıkınca en sert adamlarda bile burkulmalar kol ağrıları, adale çekmeleri olur.
a few bruises and sprains… from when some of them lost consciousness.
Birkaç morluk ve incinme… Bazıları bilinçlerini kaybettiği zaman.
toothaches, sprains, kidney pain,
diş ağrısına, burkulmaya böbrek ağrısına,
Your… little sprained ankle is gonna somehow give me something to live for?
Senin burkulmuş küçük bileğin bana yaşama sebebi mi verecekti?
His mother will fake a sprained ankle and we will have'em all winter.
Annesi bileği burkulmuş numarası yapacak ve bütün kış bizde kalacaklar.
Tom sprained his ankle two days before the trip.
Tom yolculuğundan iki gün önce ayak bileğini burktu.
Looks like a pretty bad sprain.
Fena burkulmuş gibi görünüyor.
Tom sprained his wrist.
Tom bileğini burktu.
Two sprained ankles, one cracked rib.
Burkulmuş iki bilek ve bir çatlak kaburga.
Nate when first and sprained his ankle.
Önce Nate atladı ve bileğini burktu.
I have brought a patient in with a sprained wrist.
Bileği burkulmuş bir hasta getirdim.
Tom sprained his ankle on Monday.
Tom, pazartesi günü ayak bileğini burktu.
And will have him all winter. his mother will fake a sprained ankle.
Annesi bileği burkulmuş numarası yapacak ve… bütün kış bizde kalacaklar.
He sprained his ankle.
O, ayak bileğini burktu.
She's not dead! She's home with a sprained wrist.
Ölmedi ama! Burkulmuş bir bilekle evde.
She sprained both of her wrists in the fall.
O, sonbaharda bileklerinin her ikisini de burktu.
Double sprain.
Burkulmuş, iki kere.
Results: 44, Time: 0.0605

Top dictionary queries

English - Turkish