STARTED LAUGHING in Turkish translation

['stɑːtid 'lɑːfiŋ]
['stɑːtid 'lɑːfiŋ]
gülmeye başladık
gülmeye başladım
gülmeye başlamıştı

Examples of using Started laughing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And all my friends started laughing.
Bütün arkadaşlarım gülmeye başlardı.
And we couldn't get the bicycle in the car and my mother started laughing and I started laughing..
Ve bisikleti arabaya sokamadık ve annem gülmeye başladı, sonra ben gülmeye başladım..
Everybody started laughing and, um… and then all the guys started singing and holding their own dicks.
Herkes gülmeye başladı. Sonra oradaki bütün erkekler kendi penislerini tutarak şarkı söylemeye başladı..
And I just started laughing,'cause in that moment, I realized that
Çünkü güzellik uykusuna yatmaya çalışıyormuş. Ve ben sadece gülmeye başladım. Çünkü o anda farkettim
Hold her. I kissed her, and got a little excited… and she started laughing at me.
Sonra bana gülmeye başladı. Onu öptüm, ve biraz heyecanlanmıştım… Onu tuttum.
I started bleeding and everybody started laughing and I started to cry?
Her yerim kanlar içinde kalmıştı ve herkes gülmeye başlamıştı ve ben de ağlamıştım hatırladın mı?
Instead of offering to buy me a new bowl, she just starts laughing, and then I started laughing.
Bana yeni bir çorba alacağına gülmeye başladı sonra ben de gülmeye başladım.
so I started laughing, and within a half an hour.
kahkahayı salıverdi. Ben de gülmeye başladım.
and then everybody started laughing at Daddy!
oradaki herkes Babama gülmeye başladı!
that's when the jury started laughing.
o an jüri de gülmeye başladı.
And it really became the-- I don't know, you know, it was one of those moments people started laughing at what was going on.
Gerçekten de oldu, bilirsiniz,… bu, insanların olup bitene gülmeye başladıkları anlardan biriydi.
And just started laughing. Mom said there came a point when the doctors stopped delivering me.
Annemin dediğine göre bir noktada… doktorlar beni doğurtmayı bırakıp gülmeye başlamış.
Mom said that there came a point when the doctors stopped delivering me and just started laughing.
Annemin dediğine göre bir noktada… doktorlar beni doğurtmayı bırakıp gülmeye başlamış.
Then in the winter… when the ash tree lost all of its leaves… and started laughing. all the trees noticed its black buds.
Sonra kış gelip de… dişbudak ağacı tüm yapraklarını yitirdiğinde, gülmeye başlamışlar: tüm ağaçlar onun kara tomurcuklarını farkedip.
All the trees noticed its black buds, when the ash tree lost all of its leaves… and started laughing. Then in the winter.
Sonra kış gelip de… dişbudak ağacı tüm yapraklarını yitirdiğinde, gülmeye başlamışlar: tüm ağaçlar onun kara tomurcuklarını farkedip.
We looked at each other and just started laughing. You were about nine months old,
Seni kucağıma aldım, bezin çamur ve sudan sırılsıklamdı ve… birbirimize bakıp gülmeye başlamıştık. Yaklaşık dokuz aylıktın
we looked at each other and just started laughing. and I picked you up,
sudan sırılsıklamdı ve… birbirimize bakıp gülmeye başlamıştık. Yaklaşık dokuz aylıktın
Everyone started laughing.
Herkes gülmeye başladı.
I started laughing.
Gülmeye başladım.
He started laughing.
O gülmeye başladı.
Results: 468, Time: 0.0336

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish