STARTED TALKING in Turkish translation

['stɑːtid 'tɔːkiŋ]
['stɑːtid 'tɔːkiŋ]
anlatmaya başladın
bahsetmeye başladığında
konu hakkında konuşmaya başladığında
konuşmaya başlarsa

Examples of using Started talking in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And we sort of started talking about what it is that they wanted.
Ve onların ne istediği ile ilgili konuşmaya başladık sayılır.
You're the one who sleepwalked over and started talking in your sleep!
Asıl sen uyurgezerlik yapıp uykunda konuşmaya başladın!
Started talking. I just wanted to hear everything.
Her şeyi duymak istiyordum. Konuşmaya başladık.
I just wanted to hear everything Started talking.
Her şeyi duymak istiyordum. Konuşmaya başladık.
I think CHO started talking.
Your friend over there bailed as soon as we started talking.
Biz konuşmaya başladığımız anda arkadaşların kurtuldu.
She fell asleep the moment the teacher started talking.
Öğretmen konuşmaya başladığı an uykuya daldı.
From the time you guys started talking.
Siz konuşmaya başladığınızdan beri.
If the Puppet Master started talking… it would be an international incident.
Eğer Kukla Ustası konuşmaya başlasaydı… uluslararası bir skandal olurdu.
If the Puppet Master started talking… it would be an international incident.
Kukla Efendisi konuşmaya başlasaydı… uluslararası bir olay olurdu.
We have been living in fear since that man started talking.
O adam konuşmaya başladığından beri korku içinde yaşıyoruz.
When he started talking, you know what he said?
O konuşmaya başladığında ne söyledi biliyor musun?
I made us dinner and then I started talking.
Sonra ben konuşmaya başladım. Yemek hazırlamıştım.
He hasn't attacked or killed anyone since we started talking. Listen to me.
Beni dinle. Biz konuşmaya başladığımızdan beri kimseyi öldürmedi.
He hasn't attacked or killed anyone since we started talking.
Biz konuşmaya başladığımızdan beri kimseyi öldürmedi.
I was really, really reluctant when Jordan started talking about this.
Jordan bu konu hakkında konuşmaya başladığı zaman tereddüt ettim.
And I just kind of changed the subject, started talking about something else.
Ondan sonra konuyu değiştirip başka bir şeyden konuşmaya başladım.
Stevie and I actually started talking a little bit.
Stevie ve ben biraz konuşmaya başlamıştık aslında.
If the Puppet Master started talking… it would be an international incident.
Uluslararası bir şenlik olurdu. Kuklacı konuşmaya başlasaydı.
Yeah, she got drunk at a party, started talking.
Evet, bir partide sarhoş olup konuşmaya başlamış.
Results: 197, Time: 0.0423

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish