THE NUTCRACKER in Turkish translation

fındıkkıran
nutcracker
fındık kıran
nutcracker
nutcracker
fındıkkıranı
nutcracker
fındıkkıranda
nutcracker
fındık kıranı
nutcracker

Examples of using The nutcracker in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Can I stay up and watch The nutcracker?
Biraz daha kalıp, Fındıkkıranı seyredebilir miyim?
This is it, baby. The Nutcracker Ball!
Fındıkkıran Balosu!- Buradayız, yavrum!
Start at the Nutcracker house.
Fındıkkıran Evinden başla.
Or she really is checkinginto the nutcracker suite.
Ya da gerçekten fındıkkıran süitine kayıt yaptırıyor.
The Nutcracker.- Step back, bitch.
Geri çekil sünepe.- Fındıkkıran.
Listen, listen. Diana is also going to the Nutcracker Ball.
Dinleyin. Diana da Fındıkkıran Balosuna gidiyormuş.
Madame, City Works doesn't even release those seats for The Nutcracker.
Madam, City Works o koltukları Fındıkkıran için bile satışa çıkarmadı.
Will you tell us the Nutcracker story?
Fındıkkıranın hikayesini anlatmayacakmısın?
Last Christmas, he danced the part of Arabian Coffee in"The Nutcracker.
Geçen Noel Fındıkkıranın Arap Kahvesinde dans etmiş.
Of dancing Clara in'The Nutcracker'. Camille, you will have the honour.
Clarayı'' Fındıkkıranında dans hakkını sen kazandın.
Of dancing Clara in The Nutcracker. Camille… you will have the honor.
Clarayı'' Fındıkkıranında dans hakkını sen kazandın.
The Nutcracker, right?
Fındıkkırandı, değil mi?
The plan is that we see the Nutcracker Thursday and singing Christmas songs on Friday.
Plan, Perşembe günü Fındıkkıranları görüp Cuma günü Noel şarkıları söyleyeceğiz.
They had enjoyed the Nutcracker more.
Fındıkkıranından daha çok keyif almışlardı.
Still hanging out with the nutcracker,?
Hala fındıkkıranla takılıyorsun bakıyorum?
Tyler Perry Presents The Nutcracker?
Tyler Perry, Fındıkkıranı mı sahneliyor?
Well, we can't have Christmas without the nutcracker.
E, fındıkkıran olmadan Noel olmaz.
They had enjoyed the Nutcracker more.
Fındıkkıran balesinde daha mutlu olurlardı Hank.
Captain Tak: Leader of the nutcracker brigade. Good morning!
Kaptan Tak: Ceviz Tugayının Başı Günaydın!
Yeah. My mom took me to The Nutcracker once.
Evet, annem beni Fındıkkıran balesine götürmüştü.
Results: 87, Time: 0.0432

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish