TO SAVE TIME in Turkish translation

[tə seiv taim]
[tə seiv taim]
zaman kazanmak için
to buy time
to save time
to gain time
to stall for time
zamandan tasarruf etmek
zamandan kazanmak için
to buy time
to save time
to gain time
to stall for time
zaman saklamayı

Examples of using To save time in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I was trying to save time.
Zaman kazanmaya çalışıyordum.
Want to save time, we do miss the wreck!
Zaman kazanmak istiyorsun, bize gemiyi kaçırtacaksın!
I left it in the car to save time.
Zaman tasarrufu.- Arabada bıraktım.
To save time?
Zaman kazandırmak mı?
Me was trying to save time.
Vakit kazanmaya çalışıyordum.
Call ahead to save time.
Zamandan tasarruf için önce arayın.
Think of me as a smart guy trying to save time.
Benim biraz zaman kazanmaya çalışan zeki biri olduğumu düşünün.
To save time, Jim.
Zamandan tasarruf için Jim.
Carpooling is supposed to save time.
İşe beraber gitmenin zaman kazandırması gerekiyordu.
He just wanted to save time.
O sadece… sadece zaman kazanmak istedi.
And to save time on the left-hand side of the couch. when we get there, you should know that I sit.
Zaman kazanmak için de… oraya gittiğimiz zaman koltuğun solunda… oturan ben olacağım.
Tell me where to save time.
Yerini söylesen de vakit kaybetmesek?
I'm trying to save time and money.
Zamandan ve paradan tasarruf etmeye çalışıyorum.
I just wanted to save time and paper.
Kağıt ve zaman tasarrufu sağlamak istedim.
To save time, you should form pairs.
Zaman kazanmak için çift oluşturmalısınız.
Just to save time here, i'm sorry.
Sadece zaman kazanmak için buradayım, üzgünüm.
I brought my own urine sample to save time.
Zaman kazanmak için idrar örneğimi kendim getirdim.
We used the computer in order to save time.
Zaman kazanmak için bilgisayar kullandık.
Remember, to save time, you two are Klemon.
Unutmayın, zaman kazanmak için size Klemon dedik.
He said he was taking a shortcut to save time.
Zamandan tasarruf etmek için kısa yoldan gittiğini söyledi.
Results: 4171, Time: 0.0453

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish