TWO EARS in Turkish translation

[tuː iəz]
[tuː iəz]
iki kulak
two ears
two-spot
i̇ki kulak
two ears
two-spot
iki kulağım
two ears
two-spot
iki kulağı
two ears
two-spot
bir çift kulak

Examples of using Two ears in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Have you not got two ears, two feet and two hands?
İki kulağın iyi elin iki ayağın yok mu?
Aren't you glad you have got two ears?
İki kulağın olduğuna memnun değil misin?
I have got two ears and a heart, don't I?
İki kulağım, bir kalbim varken nasıl sevmem?
John has two ears.
Johnun iki kulağı var.
We have two ears.
İki kulağımız var.
In fact, have two ears.
Aslına bakarsan iki kulağım var.
You got two ears and two eyes.
Senin 2 kulağın ve 2 gözün var.
Cats have two ears.
Kedilerin iki kulağı vardır.
You just realized that you have two ears?
İki kulağın olduğunu yeni mi fark ettin?
Absolutely. Don't worry, this is why God gave me two ears.
Tanrı bu yüzden bana iki tane kulak verdi. Endişelenmeyin. Kesinlikle.
A cat has two ears.
Bir kedinin iki kulağı vardır.
You see, we have two ears but only one mouth.
Iki kulağımız olmasına rağmen, sadece bir ağzımız var. Gördüğünüz gibi.
We have two ears but only one mouth. You see.
Iki kulağımız olmasına rağmen, sadece bir ağzımız var. Gördüğünüz gibi.
Elephants have two ears.
Fillerin iki kulağı vardır.
If his performance was exceptional, the president will award two ears.
Eğer arkadaşı doğru cеvap vermişse ödülleri ikiye katlаnır.
Don't worry, this is why God gave me two ears. Absolutely.
Endişelenmeyin. Kesinlikle. Tanrı bu yüzden bana iki tane kulak verdi.
This is why god gave me two ears.
Tanrı bu yüzden bana iki tane kulak verdi.
Two eyes, two ears, a chin, a mouth,
İki göz, iki kulak. Bir çene,
Miss Lemon, there's a reason God gave us two ears and only one mouth.
Bayan Lemon Tanrının bize sadece tek ağız fakat iki kulak vermesinin bir sebebi var.
And they're tuned to the listening station. Cause if you want to talk, I have got two ears.
Çünkü konuşmak istiyorsan iki kulağım var ve dinleme istasyonuna ayarlanmışlar.
Results: 70, Time: 0.0463

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish