KULAK in English translation

ear
kulak
listen
dinlemek
bak
bakın
dinler
hear
duymak
haber
dinleyin
duyuyorum
duyar
dinlemek
duyuyor musun
duyun
işit
heed
kulak
dikkat
ibret
öğüt
aldırış
hearing
duymak
duruşma
dinlemek
duyuyorum
oturum
kulak
işitme
duyunca
care
dikkat
umrumda
iyi
umrunda
değer
göz kulak
umursamaz
umurumda
bakım
çaresine
ears
kulak
heard
duymak
haber
dinleyin
duyuyorum
duyar
dinlemek
duyuyor musun
duyun
işit
listened
dinlemek
bak
bakın
dinler
listens
dinlemek
bak
bakın
dinler

Examples of using Kulak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yanımdaki adamlar daha önce kulak verilmeyi hak ediyor bence.
I think these men beside me deserve to be heard from first.
Ama bunadığımı söyleyip… dediklerime asla kulak vermiyorlar.
Saying that I have gone senile. But they never listened to me.
Böyle zor zamanlarda Platonun sözüne kulak vermeliyiz.
In these trying times, we should heed the words of Plato.
Ama iyi bir çocuk, ve tavsiyelere kulak veriyor.
But he's a good boy, and he listens to advice.
Peki. Spikeın kız kardeşime anlattığı hikayeye kulak verelim.
Let's hear the story that spike is telling my little sister. Okay.
Ne? Sevgilinin söylediğine kulak ver.
Listen to what your boyfriend's saying. You heard me.
Benim savunma, dikkate alın ve ben Sevgiler kulak olacak… ♪.
Heed my plea, and I will heed Yours…♪.
Kimse bana kulak vermiyor.
Nobody listens to me.
Ve dünya bize kulak verecek!
And the world will hear us!
Hiç kimse feryatlarımıza kulak vermemişti.
No one ever heard our cries.
Bizler, Tanrının kulak verdiği kişileriz.
We are the ones that God listens to.
Bize kulak vermediniz ama bu affın getirdiği kaosa kulak vereceksiniz.
You did not heed us, but you will heed the chaos that amnesty has brought.
Mısır korunuyor. Kendine ve ülkeye göz kulak ol.
Take care of yourself and the country. Egypt is guarded.
kardeşim. kulak verecek!
Will hear.
Her zamankinden daha fazla boş, şimdi emekli olan babana hiç kulak vermedin.
More idle then ever, you paid no heed to your father, now retired.
Adı Raash. O sana göz kulak olacak.
He will take care of you. His name is Raash.
Eğer cesaret ederse, onlara kulak asmazdım.
If any dared, lwouldn't heed them.
Adı Raash. O sana göz kulak olacak.
His name is Raash. He will take care of you.
Bu yaşamdan diğerine ölülerin lideri Tanrı Anubiaya kulak verin.
Give heed to the god Anubia… the conductor of the dead from this life to the next.
Ona kulak vermeliydim.
I should have listened to her.
Results: 2522, Time: 0.0394

Top dictionary queries

Turkish - English