EARS in Turkish translation

[iəz]
[iəz]
kulakları
ear
listen
hear
heed
hearing
care
başak
virgo
ears
others
spikes
basak
cornears
of corn
kulaklarını
ear
listen
hear
heed
hearing
care
kulaklar
ear
listen
hear
heed
hearing
care
kulaklarım
ear
listen
hear
heed
hearing
care

Examples of using Ears in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I would serve you all better on the outside as your eyes and ears.
Gözünüz kulağınız olarak dışarıdan daha iyi yardım ederim.
One hears with one's ears.
Biri kulaklarıyla duyar.
Yet you were careful to show that both her ears had been pierced for them.
İki kulağının da delik olmasına dikkat çekerken dikkatliydiniz yine de.
Histological control They are taking a sample from the ears.
Doku kontrolü kulaklardan örnek alıyorlar.
Especially in the ears, I have a bad blood.
Özelliklede kulaklarımdan, çok kanamam oldu.
We only need to keep our ears open.
Yeter ki kulağımızı açık tutalım.
A trim over the ears and back in the neck.
Kulaklarımın üzerini biraz al. Sonra da ensemi.
Can you hear with those little ears?
O küçük kulaklarla duyabiliyor musun?
It's not my fault my ears got caught.
Kulaklarımın sıkışması benim suçum değil.
You will need ears and eyes on the Suit's investigation.
Gözünün ve kulağının, takım elbiselinin soruşturmasında olması gerekiyor.
It's also interesting that both their ears are completely destroyed.
İkisinin de kulaklarının tamamen yok olmuş olması ilginç.
You can tell because the ears are larger
Olmasından anlayabilirsiniz. Kulaklarının daha büyük
We have ears everywhere. We know what you're thinking of doing.
Her yerde kulaklarımız var Ne yapmayı düşündüğünü biliyoruz.
I guess you could say my ears are bigger than my pockets.
Galiba kulaklarımın cebimden daha büyük olduğunu söyleyebilirsin.
We will have ears inside. If we send the milk in
Içeride kulaklarımız olacak. Eğer süt
Comedies show semen dripping from ears.
Komediler, kulaklardan akan meniler gösteriyor.
From your mouth to God's ears. There isn't going to be a problem.
Ağzından çıkıp tanrının kulağına girsin.- Sorun çıkmayacak.
Something exploded next to his ears in the last war and now he can't hear right.
Son savaşta kulağının yanında patlama olduğu için doğru düzgün duyamıyor.
The ears. OK, thanks.
Kulaklarıyla. Pekala, teşekkürler.
An odor coming from her ears and sinuses like… decay.
Evein kulaklarından ve sinüslerinden gelen bir çürüme kokusu.
Results: 5793, Time: 0.0647

Top dictionary queries

English - Turkish