VALUED in Turkish translation

['væljuːd]
['væljuːd]
değerli
valuable
precious
dear
worth
important
worthwhile
asset
priceless
beloved
honourable
kıymetli
value
to appreciate
precious
önemlidir
important
importance
care
value
significance
emphasis
matters
of that magnitude
priority
big

Examples of using Valued in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And I don't know why my contribution is valued less. It's about value.
Mesele değer. Ve katkımın neden daha az değer gördüğünü bilmiyorum.
Carrying a shipment of black-market tritium valued at over $12 million.
Değeri 12 milyon doların üstünde olan karaborsa trityumu taşıyan bir test balonu.
Valued and trusted Castiel.
Saygın ve güvenilir Castiel.
He remains, still, a valued, vital asset to this company.
Kendisi hala bu şirketin kıymetli, önemli bir değeridir.
Chain, watch, cell phone, all valued at a quarter million dollars.
Zincir, saat, cep telefonu. Hepsinin değeri çeyrek milyon dolar.
The diamonds are all gem quality, valued at about 200 grand.
Elmasların hepsi mücevher kalitesinde, değerleri 200bin civarında.
Certainly more than he valued his dignity.
Kendi haysiyetine o kadar vermediği kesin.
But he walked away with a portrait valued at around $2,000.
Ama oradan yaklaşık iki bin dolar değerindeki portreyle ayrıldı.
I'm a very busy and valued servant.
Çok meşgul ve saygın bir hizmetkârım.
They valued my efforts.
Onlar çabalarıma değer verdi.
As of last week, your own accountant valued my company at a million three.
Geçen hafta, senin kendi muhasebecin şirketimin değerini 3 milyon olarak belirledi.
I walked around all day on cloud nine because somebody valued me.
Tüm gün bulutların üzerindeydim çünkü biri bana değer verdi.
My late wife valued painters' work.
Son karım ressamların eserlerini değerlendirirdi.
Something valued at $10m by a renegade faction of Russian military intelligence.
Rus Askeri Haberalmanın içindeki hain bir gruptan 10 milyon$ değerinde birşey.
old and valued lieutenant.
yaşlı ve saygın teğmen.
fled with jewelry valued at $150,000.
150 bin dolar değerinde mücevherle kaçtınız.
Microsoft has also purchased several stakes valued at more than a billion dollars.
Microsoft ayrıca 1 milyar Amerikan Dolarından fazla değerde çeşitli hisseler de satın almıştır.
You are a meaningful and valued member of this team.
Artik sen bu ekibin anlamli ve degerli bir üyesisin.
Rupert is a dear friend and valued colleague.
Rupert çok yakın bir arkadaşım ve değer verdiğim bir iş arkadaşımız.
It is valued very highly in Rome.
Romada oldukça değer veriliyor.
Results: 314, Time: 0.0862

Top dictionary queries

English - Turkish