VICTIM in Turkish translation

['viktim]
['viktim]
kurban
victim
sacrifice
vic
sacrificial
patsy
martyr
mağdur
victim
martyr
aggrieved
suffered
being victimized
maktul
victim
deceased
murdered
kurbanı
victim
sacrifice
vic
sacrificial
patsy
martyr
kurbanın
victim
sacrifice
vic
sacrificial
patsy
martyr
kurbana
victim
sacrifice
vic
sacrificial
patsy
martyr
mağduru
victim
martyr
aggrieved
suffered
being victimized
maktulün
victim
deceased
murdered
maktulü
victim
deceased
murdered
mağdurun
victim
martyr
aggrieved
suffered
being victimized
maktule
victim
deceased
murdered

Examples of using Victim in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
If your victim frequently choked herself,
Kurbanınız kendini sık sık boğuyorduysa,
Detective, we have a problem with the rape victim.
Dedektif, tecavüz kurbanıyla ilgili bir sorun var.
Horatio asked me to check in on your victim Jill Girrard at the hospital.
Horatio, kurbanınız Jill Girradı hastanede kontrol etmemi istedi.
Who was standing there with that bomb, making himself a victim?
O bombayla kendini kurbanmış gibi göstererek orada dikilen kimdi?
Tetsu and Kaori joined a victim support group.
Tetsu ve Kaori kurbanlara destek olan bir gruba katıldı.
That was Bob Berdella's victim, not Jeffers.
Bob Berdellanın kurbanıydı, Jeffersın değil.
Lieutenant provenza, please make sure that our victim is on a gurney at the morgue.
Komiser Provenza kurbanımızın morgdaki sedyede unutulmadığından emin olun, lütfen.
The victim died seven years ago,
Kurbanda yedi yıl önce ölmüştü zaten
If every other victim was injected in the back, that makes sense.
Zehir tüm kurbanlara arkadan enjekte edildiyse mantıklı.
That's not a typical mob victim.
Sıradan kurbanlara benzemiyor.
I spoke to Taylor's victim.
Taylorın kurbanıyla konuştum.
We will ask them after we stop them from drowning their next victim.
Bir sonraki kurbanlarını boğmadan önce onları durdurduktan sonra, bunu onlara sorarız.
It's standard procedure for us to investigate the beneficiaries of a murder victim.
Cinayet kurbanlarının mirasçılarını soruşturmak standart bir prosedürdür.
Killing a victim, pulling out his heart and eating it.
Kurbanlarını öldürüp, kalplerini söküp onları yiyerek ayin yaparlarmış.
She knew we would treat her as a victim in the field.
Ona, sahadaki kurbanmış gibi davranacağımızı ve gitmesine izin vereceğimizi biliyordu.
So you're saying my victim was a nurse in a building full of killers?
Yani diyorsun ki kurbanım katillerde dolu bir binada hemşire miydi?
And then profile it back to what kind of victim he would choose and from where.
Ve sonra ne tür kurbanları nereden seçebileceğinin profilini çıkarın.
Are you sure this isn't about her last innocent victim?
Bunun son masum kurbanıyla ilgisi olmadığına emin misin?
Anything new on the burn victim?
Yanık kurbanından yeni haber var mı?
She told me that your victim died on 8th May, 1990.
Bana kurbanınızın 8 Mayıs 1990da öldürüldüğünü söylemişti.
Results: 12393, Time: 0.0727

Top dictionary queries

English - Turkish