WARFARE in Turkish translation

['wɔːfeər]
['wɔːfeər]
savaş
war
battle
fight
combat
warfare
wartime
warfare
harp
war
military
warfare
force
battle
naval
silah
gun
weapons
arms
handgun
savaşı
war
battle
fight
combat
warfare
wartime
savaşın
war
battle
fight
combat
warfare
wartime
savaşları
war
battle
fight
combat
warfare
wartime

Examples of using Warfare in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Where warfare is concerned, Your Eminence,
Savaşın söz konusu olduğu yerde,
Your guns were made in France for the desert warfare.
Silahlarınız, Fransızlar tarafından çöl savaşları için yapılmış.
Modern warfare has nothing whatever to do with the activities of Alexander the Great or Hannibal.
Modern savaşın Büyük İskender yada Hannibalin yaptıklarından faydalanacak hiçbir şeyi yok.
Bart, not all community service… is gang warfare and dangerous infection.
Bart, bütün toplum hizmetlerinde çete savaşları ve tehlikeli enfeksiyonlar yok.
And two, one of the strongest weapons of offensive warfare is the surprise attack.
Ve'' Saldırı odaklı savaşın en güçlü silahlarından biri sürpriz saldırılardır.
Colonel Dowdy was a good man, but he did not fully embrace maneuver warfare.
Albay Dowdy iyi adamdır ama savaşın yükünü kaldırabilecek kapasitede birisi değildir.
It's… the perfect mix of primitive and high-tech warfare.
Bu… ilkel ve yüksek teknolojili savaşın mükemmel karışımı.
And high-tech warfare. It's… the perfect mix of primitive.
Bu… ilkel ve yüksek teknolojili savaşın mükemmel karışımı.
And high-tech warfare. the perfect mix of primitive It's.
Bu… ilkel ve yüksek teknolojili savaşın mükemmel karışımı.
The perfect mix of primitive and high-tech warfare. It's.
Bu… ilkel ve yüksek teknolojili savaşın mükemmel karışımı.
Right, so, one stroke and technological warfare is obsolete.
Doğru. Yani, bir darbeyle teknolojik savaşın modası geçer.
So, what kind of warrior have you been in that warfare?
Peki bu savaşta sen nasıl bir savaşçı oldun?
Nothing, except for warfare and malaria and wild animals.
Bir şeyi yok. Savaşlar, sıtma ve vahşi hayvanlar dışında.
All warfare is based on deception.
Bütün savaşlar bir aldatmaya dayanır.
Mankind doesn't need warfare and bloodshed to prove itself.
İnsanoğlunun kendini kanıtlaması için savaşa ve kan dökmeye ihtiyacı yok.
People underestimate the tactical importance… of TVin urban warfare.
İnsanlar, şehir savaşlarında televizyonun… taktiksel avantajlarını görmezden gelirler.
Germany's U-boat warfare was paramount.
Savaşta Almanya en büyük denizaltı filosuna sahipti.
Dan knows very well how to deal with psychological warfare.
Dan psikolojik savaşla başa çıkmayı çok iyi bilir.
The first use of horses in warfare occurred over 5,000 years ago.
Atlar savaşlarda en az 5000 yıldır kullanılmaktadır.
Promoting human warfare.
İnsanları savaşa teşvik etmektir.
Results: 856, Time: 0.074

Top dictionary queries

English - Turkish