WEAKEN in Turkish translation

['wiːkən]
['wiːkən]
zayıflamasına
to lose weight
to be thin
skinny
zayıf
weak
thin
skinny
poor
weakness
vulnerable
slim
faint
feeble
frail
güçsüzleştirdiğine
power
strength
force
difficult
zayıflatacak
to lose weight
to be thin
skinny
zayıflatmasına
to lose weight
to be thin
skinny
zayıflatmaya
to lose weight
to be thin
skinny

Examples of using Weaken in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Differences weaken us!
Farklılıklar bizi zayıflatır.
Women weaken the heart.
Kadın kalbi zayıftır.
my knees weaken.
dizlerim zayıflıyor.
The driller weaken the mine!
Matkap madeni zayıflatmış.
And we have to weaken him if we want to defeat him.
Şeytanı yenmek istiyorsak, onu zayıflatmak zorundayız.
There will always be those who seek to harm us, but it will not weaken us.
Her zaman bize zarar vermeyi isteyenler olacaktır ama bu bizi zayıflatmayacak.
Which mimic the symptoms of a heart attack in which further weaken the muscle.
Kalp krizi semptomlarını taklit eden, Ve kas daha da zayıflatır.
First of all we gotta weaken the Confederates.
Önce Federasyonu zayıflatmamız gerek.
Well, if I can simplify, a thyroid condition that could weaken her bones.
Basitleştirmem gerekirse… tiroit onun kemiklerini zayıflatmış olabilir.
The rope would hold gastric juices in the upper throat and weaken the hyoid.
İp mide sıvılarının boğazın üst kısmında kalmasına sebep olmuş olabilir, böylece hyoidi zayıflatmıştır.
Because women weaken legs.
Çünkü'' Kadınlar bacakları zayıflatır.
Weaken right jaw.
Sağ çeneyi zayıflat.
Weaken right jaw.
Sağ çenesini zayıflat.
Or weaken structurally.
Veya yapısal olarak zayıflar.
And the Scots send raiders, who weaken those that remain. His men desert him.
Adamları onu terk etti ve İskoçların yolladığı akıncılar kalanları zayıflattı.
Weaken the shields even a little, And I think they might collapse completely.
Kalkanları azıcık da olsa zayıflatırsak tamamen çökebilirler.
But we must weaken the human, or they will seek to overpower us.
Ama insanı zayıf düşürmek zorundayız… yoksa bize boyun eğdirmeye çalışırlar.
But won't that weaken you?
Ama bu seni zayıflatmayacak mı?
I didn't kill anyone. I just ended his relationship because women weaken legs.
Kimseyi öldürmedim. Kadınlar bacakları zayıflattığı için ilişkisini bitirdim.
You were the one time I let love weaken me.
Bir zamanlar senin sevgin beni güçsüz kıIdı.
Results: 99, Time: 0.0577

Top dictionary queries

English - Turkish