WIDOWED in Turkish translation

['widəʊd]
['widəʊd]
dul
widow
dowager
divorcee
divorcée

Examples of using Widowed in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The woman was widowed two years ago.
Kadın 2 yıl önce dul kalmış.
Native of Boston, widowed three years ago.
Bostonun yerlisi idi, üç yıl önce dul kaldı.
Dad, I widowed even before I could marry.
Baba, daha evlenmeden dul kaldım.
Jennifer Nelson: married, widowed.
Jennifer Nelson. Evlenmiş, dul kalmış.
I am widowed, and the father of a baby girl. inconsolable.
Küçük bir kıza sahip… tesellisi olmayan… bir dulum.
She's got a man's wedding ring on a chain Widowed?
Boynunda bir zincire… erkek yüzüğü asılı. Dul mu?
Widowed in November.
Ağustosta hamile, Kasımda dul kaldım.
put divorced or widowed.
boşanmış veya dul diye ekle.
Widowed. Do you mind if I ask how he died?
Sakıncası yoksa nasıl öldü? Dul kaldım.
Do you mind if I ask how he died? Widowed.
Sakıncası yoksa nasıl öldü? Dul kaldım.
Do you mind if I asked how he died? Widowed.
Sakıncası yoksa nasıl öldü? Dul kaldım.
Have they been married, divorced, widowed?
Evlendi mi, boşandı mı, dul mu?
Brazélina was widowed some years ago.
Brazélina yıllar önce dul kaldı.
His widowed mother, brother,
Onun dul annesi, erkek kardeşi,
What you really want me to say is that Jeff wept at the prospect of his wife widowed and kids orphaned?
Benden gerçekten söylememi istediğiniz şey Jeffin dul kalacak karısını ve yetim kalacak çocuklarını düşünüp ağladığı mı?
This fifteen-year-old miner doesn t work above ground level but in the damp, deep corridors of the mine to earn an extra 5 francs for his widowed mother.
Bu 15 yaşındaki madenci, dul anasına 5 Frank daha fazla verebilmek için, yer üstünde değil madenin derin ve rutubetli koridorlarında çalışıyor.
With his father's death, Rousseau moved to Paris in 1868 to support his widowed mother as a government employee.
Babasının ölümünden sonra, Rousseau dul annesine bakmak için 1868 yılında Parise taşındı ve devle memuru oldu.
It can't have been easy, widowed, left penniless without a home, forced to be nothing but a glorified skivvy.
Dul, parasız, evsiz kalmak ve abartılmış bir hizmetçi olmak onun için kolay değildir.
Isn't that what widowed brothers are for, suffering terrifying illnesses and giving their unmarried sisters a chance to fuss and flap?
Dul kardeşler korkutucu hastalıklara kapılıp bekar kardeşlerine kendileri için zahmete girme fırsatı vermekten başka neye yarar?
It is a hot summer day in 1933 in South Philadelphia, where 12-year-old Gennaro lives with his widowed mom and his ailing grandfather.
Güney Philadelphiada 1933 yılının sıcak bir yaz gününde, dul anne ve hasta dedesi ile 12 yaşındaki Gennaro yaşamaktadır.
Results: 252, Time: 0.0511

Top dictionary queries

English - Turkish