ALENI in English translation

public
kamu
halk
devlet
halka
toplum
kamuoyu
açık
genel
umumi
aleni
overt
açık
aleni
obvious
açık
belli
bariz
belirgin
apaçık
malum
aşikar
ortada
aleni
bilindik
openly
açık
alenen
apaçık
açıktan
uluorta
aleni
in the open
açıkta
açıktan
apaçık
alenen
aleni
flagrant
açık
alenen
apaçık
rezilce
çirkin
aleni

Examples of using Aleni in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Aleni yerlerde dört yıl boyunca oynayamayacak oluşumuz her şeyi altüst etmişti.
Not being allowed to act anywhere in public for 4 years ruined all our plans.
Hayır diyemeyeceğim kadar… aleni bir teklif oldu bu.
That's much too public a proposal for me to say no to.
Ama Ryugen bu kadar aleni yapmanı mı söyledi sana?
But did Ryugen tell you to do it quite so overtly?
Hem içten içe hem aleni hor görülüp küçük düşürülmüş bir kadınım.
I was a woman scorned, full of shame both inside and out.
Selam. Burada aleni sayılamayacak kadar çok para var.- Peki.
That's a lot of money to be counting out in public. Hiya. Okay.
Bu aleni bir öpücük.
That's an open-lip kiss.
Tom kapıyı aleni kırdı.
Tom broke the door open.
Bunlar bir araya gelmiş aleni serserilerdi.
It was a reunion of avowed tramps.
Hatalı birisidir, ama hatası aleni.
He is wrong, but he's wrong out loud.
Çok para var. Peki. Selam. Burada aleni sayılamayacak kadar.
Okay. That's a lot of money to be counting out in public. Hiya.
Değil mi? Hayır, hayır, hayır bu biraz aleni olurdu.
No, that would be a little too public.
Rogerın dilekçesine karşı dilekçeniz aleni.
it's all public… to oppose Rogers motion is public.
Elimizde ölü bedenler ve aleni cinayetler var.
We have got bodies and confessed murderers.
Hayır aleni.
No, it's open.
Borgia Papasına olan düşmanlığım zaten aleni.
My hatred of the Borgia Pope is public already.
Bu kadar büyük ve aleni bir endüstride sözde topluma karşı sorumlu olan bir organizasyon var ve böyle karanlık bir şekilde çalışıyor.
In an industry this big and as public as this, that there is an organisation, supposedly accountable to the public, that's running in such a shadowy way.
Öyle ki, sahada gizli ya da aleni bir görevi yerine getirirken üstesinde gelemeyecekleri hiçbir limit ya da engel yoktur.
This is so there are no limitations or obstacles that can't be overcome when performing covert or overt missions in the field.
Gerçekleri açığa çıkarmak istemiyorsa bu aleni strese ve aşağılanmaya neden maruz kalsın ki?
I see no reason for her to subject herself to this public stress and humiliation… if it's not the truth?
Yolculukta daha sonra Tahitiye ilerlemişler( görevin aleni amacı olan, Venüsün geçişinin görüldüğü yer),
The voyage then progressed to Tahiti(where the transit of Venus was observed, the overt purpose of the mission),
En büyük aleni sır; Yüzbaşı Frans Banning Cocqun,
The biggest public secret is that Captain Frans Banning Cocq,
Results: 108, Time: 0.0365

Aleni in different Languages

Top dictionary queries

Turkish - English