Examples of using Almaz in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ciddiye alınmak istiyorum ve kimse bir müzikal oyuncusunu ciddiye almaz.
Çeviriyi alır almaz büyüyü yap.
Biz onlara küçük kalemler alır almaz size bir kart yazıp gönderecekler.
Almaz, muhtemelen mikro bir çatlak var.
Duyduğum en akıl almaz olay bu, adamım.
Bazı riskler almaz gerekir.
Asla süt almaz.
Ücretlendirmediğin sürece kimse seni ciddiye almaz.
Ne tür bir ticaret firması kargo almaz ya da göndermez ki?
Mesajı alır almaz ara beni.
Gidip bir bilet daha almaz, değil mi?
Almaz, beni duyuyor musun? Yapacağım.
Ciddiyim. Yaptığım şeyleri aklın hayalin almaz.
Evren kozmik enerjiden oluşur, asla bir tane almaz, bir tane bırakır.
Kimse ne kadar mükemmel olursa olsun denedikleri ilk pantolonu almaz.
İşin sonunu getirmezsen kimse seni ciddiye almaz.
Ne tür bir ticaret firması kargo almaz ya da göndermez ki?
Çeki alır almaz ona telefon edecektin.
Mesajı alır almaz ara beni.
Almaz. Almaz, beni duyuyor musun?
