ALMAZ in English translation

you get
alırsın
var
alıyorsun
al
alırsan
hemen
almaz
alacaksın
bul
getir
takes
al
almak
alıp
alacak
kabul
alman
sürer
götür
alın
götürün
buys
almak
al
alman
satın
alacağım
alın
ısmarla
alalım
kazandır
alayım
i have
var
sahip
ben de
daha
beri
lazım
olduğunu
elimde
zorundayım
aldım
receive
almak
kabul
alacak
nail
alan
alın
elde
as soon as
alır
bulur
biter
öğrenir
bitirir
kısa sürede
çıkmaz
en kısa zamanda
varır
kadar çabuk
take
al
almak
alıp
alacak
kabul
alman
sürer
götür
alın
götürün
buy
almak
al
alman
satın
alacağım
alın
ısmarla
alalım
kazandır
alayım
you got
alırsın
var
alıyorsun
al
alırsan
hemen
almaz
alacaksın
bul
getir

Examples of using Almaz in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ciddiye alınmak istiyorum ve kimse bir müzikal oyuncusunu ciddiye almaz.
I wanna be taken seriously, and nobody takes a musical actor seriously.
Çeviriyi alır almaz büyüyü yap.
As soon as I get the translation, you cast the spell.
Biz onlara küçük kalemler alır almaz size bir kart yazıp gönderecekler.
They will send you a card just as soon as we buy them tiny pencils.
Almaz, muhtemelen mikro bir çatlak var.
Almaz, there is probably a micro fissure.
Duyduğum en akıl almaz olay bu, adamım.
That's the craziest thing I have ever heard, man.
Bazı riskler almaz gerekir.
you gotta take some risks.
Asla süt almaz.
Never buys any milk.
Ücretlendirmediğin sürece kimse seni ciddiye almaz.
Unless you charge'em. I mean, no one takes you seriously.
Ne tür bir ticaret firması kargo almaz ya da göndermez ki?
Does not send or receive shipments? What kind of import-export company?
Mesajı alır almaz ara beni.
You call me as soon as you get this.
Gidip bir bilet daha almaz, değil mi?
He does not go buy another lottery ticket, right?
Almaz, beni duyuyor musun? Yapacağım.
Almaz, do you hear me? I will do it.
Ciddiyim. Yaptığım şeyleri aklın hayalin almaz.
Seriously, you can't imagine the things I have done.
Evren kozmik enerjiden oluşur, asla bir tane almaz, bir tane bırakır.
Universe is a cosmic penny jar… never take one, always leave one.
Kimse ne kadar mükemmel olursa olsun denedikleri ilk pantolonu almaz.
No matter how perfect. Nobody buys the first pair of jeans they try on.
İşin sonunu getirmezsen kimse seni ciddiye almaz.
If there's no follow-through, no one takes you seriously.
Ne tür bir ticaret firması kargo almaz ya da göndermez ki?
What kind of import-export company does not send or receive shipments?
Çeki alır almaz ona telefon edecektin.
You promised to phone her as soon as you got the check.
Mesajı alır almaz ara beni.
Call me as soon as you get this.
Almaz. Almaz, beni duyuyor musun?
Almaz! Almaz, do you hear me?
Results: 978, Time: 0.0663

Top dictionary queries

Turkish - English