Examples of using Bahane in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Kadınların yüzde 12si kıyafetleri bahane gösterilerek tacize maruz kaldı.
Beni görmek istediğinde bahane uydurmak zorunda değilsin.
Davranışlarına bahane üretmeye çalışmıyorum ama zor günler geçirdi.
Ve ona bahane bulmak için suçu kendi yaptıklarımda görmeyeceğim.
Aileme bahane uydurmam gerek.
Bundan bahane olmaz ama son zamanlarda birkaç işten olmuş.
Bahane öne sürene çok kötü şeyler yapmak zorunda kalacaktı.
Bahane üretene kadar bir kafeye gitmek daha kolaydı.
Bahane duymaktan sıkıldım 5 Numara.
Bahane yok, hızlı düşünmek var.
Hayïr bahane yok.
Aslında kızı bahane ederek imzayı kendisi için aldı.
Bunu bahane olarak kullanamazsın.
Hep bahane üretiyorsun.
Bahane listesi.
Bahane falan mı?
Resmi yakmak için bahane gerekiyordu ailevi sorunlarınız vesile oldu.
Harika bahane, Z.
Yeterince bahane dinledim.
Senin için bahane bulmakta zorlanıyorum.