Examples of using Borcunu in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Borcunu alıyorum o kadar.
Sana borcunu 100 kere ödedi.
Borcunu ödemiş olsaydı şimdi onlarla beraber evinde olurdu.
Bana olan borcunu alıyorum. Tek kuruş fazlasını değil.
Borcunu nasıl ödeyebileceğini biliyorum.
Borcunu ödemek için satıyordum.
Borcunu hemen öde,
Nickin bana olan borcunu sen ödersen ağzımı açmam.
Borcunu ne olursa olsun alırsın.
Borcunu ödedim, onlar da serbest bıraktılar.
Yani Vanderbilt bana borcunu ödemediğini mi söylüyorsunuz?
Borcunu böyle mi ödüyorsun?
Borcunu kim ödeyecek şimdi?
Bana olan iyilik borcunu ödemek ister misin?
Sabıkasına bakılırsa, borcunu affedecek birine benzemiyor.
Borcunu ödemişti, neden kendini riske atsın ki?
Ona Vic Smalla olan borcunu ödemesi için 250.000 dolar verdim.
Beyefendi borcunu ödemediğinden, banka da mülkü açık artırmaya çıkardı.
Yani benim borcunu ödemesi gerektiğine inanan adamlardan olduğumu söyleyebilirsin.
