DEBTS in Turkish translation

[dets]
[dets]
borçlarını
debt
loan
lend
borrow
money
owe
liability
borca
boron
borçları
debt
loan
lend
borrow
money
owe
liability
borçlar
debt
loan
lend
borrow
money
owe
liability
borcunu
debt
loan
lend
borrow
money
owe
liability

Examples of using Debts in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Your debts mean you're not as rich as expected.
Borçlarınız beklendiği kadar zengin olmadığınız anlamına geliyor.
I will honour my debts.
Borçlarıma sadık kalırım.
Something to do with debts.
Borçlarla alakalı bir şey.
You hate debts.
Borçtan nefret edersin.
I always pay my debts.
Ve borcumu her zaman öderim.
But I honor my debts.
Ama borçlarıma sadığımdır.
You forgot how you run to him to nullify your debts.
Borçlarınız için nasıI yalvardığınızı unuttunuz mu?
I always pay my debts.
Borcumu her zaman öderim.
We will repay our debts to Soviet Union with dedicated labor and reform.
Sovyetler Birliğine olan borcumuzu kendimizi emekçilik ve devrime adayarak ödeyeceğiz.
Help you pay off your debts back home.
Borcunuzu ödemen için yardımcı olur.
Remember, all debts I incur in this game are dependent upon my share of the rock.
Bu oyundaki borçlarımın taştan alacağım payla ilgisi olmadığını hatırlatmak isterim.
Dares are more serious than debts at cards.
Iddialar borçlu kalmaktan bile daha ciddidir.
Do you know what they did in the Old Testament to people who reneged on their debts?
Eski Ahitte borçlarından cayan insanlara ne yaptıklarını biliyor musun?
All our debts are paid.
Tüm borçlarımız ödendi.
But I do have debts.
Ama borçlarım var.
There is someone who is willing to eradicate all your debts.
Tüm borçlarınızı silmek isteyen birisi var.
Step right up and take 10% of my debts.
Çık ve borçlarımın yüzde 10unu al.
Debts mostly, Mr. Cavendish.
Eski borçlarınız, Bay Cavendish.
I'm sure I have much more debts and grudges against her than you.
Emin ol ona olan borcum da nefretim de seninkinden fazla.
I always pay my debts.
Ben borcumu hep öderim.
Results: 1987, Time: 0.065

Top dictionary queries

English - Turkish