BURADAN in English translation

of here
buradan
şuradan
var
is
ol
çok
işte
ise
olun
there
orada
var
burada
i̇şte
şurada
yanında
var mı
içinde
yok
this place
bu ev
bu mekân
burası
bu yer
bu yeri
bu yerin
away
uzak
çekip
hemen
uzaktan
ayrı
uzaklaş
gitti
kaldı
buradan
bir kenara
are
ol
çok
işte
ise
olun
be
ol
çok
işte
ise
olun

Examples of using Buradan in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Şimdi nasıl çıkacağız buradan? Gitmiş?
He's gone. How are we gonna get out now?
Botlar orada Bizi buradan götürecek.
It's gonna take us away. The boat's there.
Onur Mahkemesine çıkacağım, sonra da buradan gideceğim.
I'm going to the Honor Court, and then I will be leaving.
İki araba oldu mu, biri buradan geçiyor ve onu arıyorsunuz demektir.
The subway… You see two cars, that means you all are looking for somebody.
Olay nedir?- Sana git buradan dedim?
I said turn around and leave. What's happening?
Hoşça kal. Ben ve Elwood buradan kaçacağız.
Bye. Bye. Me and Elwood are gonna make a break for it.
Bir bıçak alalım, ve buradan gidelim. Onlar.
Take a knife or something and let's move along. They are.
Lütfen buradan çıkmamız için bir planın olduğunu söyle.
PLEASE TELL ME YOU HAVE A PLAN TO GET US OUT OF HERE.
Buradan çıkıyoruz ve bununla ilgili yapabileceğin hiçbir şey yok.
WE'RE WALKING OUT OF HERE, AND THERE'S NOTHING YOU CAN DO ABOUT IT.
Bu durumda, buradan çıkıp gitmemiz için bana yardım edebilirsin.
IN THAT CASE, YOU CAN HELP ME GET THE HECK OUT OF HERE.
Buradan çıkış için tek bir bilet var, onu da ben alıyorum.
THERE'S ONLY ONE TICKET OUT OF HERE AND I'M TAKING IT.
Beni buradan çıkarmaya çalıştığınızı biliyorum, ama bu işe yaramayacak.
I KNOW YOU'RE TRYING TO GET ME OUT OF HERE, BUT IT'S NOT GONNA WORK.
Ben bu insanları buradan çıkarırım. Siz gidin.
I will GET THESE PEOPLE OUT OF HERE, YOU GO.
Onu buradan götürmem gerek.- Alex!
I NEED TO GET HER OUT OF HERE. Alex!
Seni buradan çıkaracağız, tamam mı? Dinle.
WE'RE GONNA GET YOU OUT OF HERE.{Y: i}LISTEN.
Buradan gitmem lazım. Tamam, hoşça kal.
OKAY, BYE. I have GOT TO GET OUT OF HERE.
Altını buradan çıkarmak zorundayız. Hadi Belle.
COME ON, BELLE, WE GOT TO GET THE GOLD OUT OF HERE.
Ama buradan gidersen, bu tek müessesemizden.
BUT THAT SHOT IS ON THE HOUSE IF YOU WILL GET OUT OF HERE.
Polisi aramadan önce defolun gidin buradan!
ALL OF YOU GET OUT OF HERE BEFORE I CALL THE COPS!
Dediğim gibi, buradan çıkış yok.
LIKE I SAID, THERE'S NO WAY OUT OF HERE.
Results: 66427, Time: 0.0581

Top dictionary queries

Turkish - English