Examples of using Buruk in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
gökyüzünden sürülmüş olabilirler işte bu onların buruk hayatlarının hikayesi.
Ne yapıyorsun A… ayıplanmış… merhametli… buruk… saygıdeğer… sebebi.
Merhametli… Ne yapıyorsun A… ayıplanmış… buruk… sebebi… saygıdeğer.
Orada öylece durup o buruk yaşlı adamın… mezardan bile hâlâ zavallı oğluna nasıl hükmettiğini anladığımda… nihayet… Tanrıyı yenmenin bir yolunu… korkunç bir yolunu buldum.
onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı
Okan Buruk, Arif Erdem,
onlara Arim selini gönderdik. Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde az bir şey
üzerlerine Arim selini salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli, ılgınlık
üzerlerine Arim selini gönderdik, onların bahçelerini, buruk yemişli, ılgınlık
Onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki( harap) bahçeye çevirdik.
Ve onların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı
Emerson Cod hiç de buruk değildi.
Kalbim sonsuza kadar buruk kalacak sanıyordum.
Buruk değil. Ve kalbim henüz.
Son fincandan ağzımda buruk bir tat kaldı.
Başarılı olamamış, buruk, bitik bir jimnastikçiymişim?
Başarılı olamamış, buruk, bitik bir jimnastikçiymişim.
Kalbim sonsuza dek buruk kalacak sanıyordum şimdi buradasın ya iyileştim.
Biraz acı, biraz buruk ama lezzetli o sıvıyı afiyetle yuttum.
Lizzy, Janenin buruk biten ilişkisi hakkında ne düşünüyorsun?