CAZIP in English translation

attractive
çekici
cazip
güzel
yakışıklı
çekiciydi
alımlı
cazibeli
desirable
çekici
cazip
istenen
hoş
arzulanan
tercih edilen
arzulamak mı
juicy
sulu
ilginç
çekici
cazip
ağız sulandırıcı
lezzetli
kanlı
cıvık
tempting
baştan
teklifini
cezbeder
appealing
temyiz
itiraz
başvuru
çekici
cazibe
cazip
hitap
cezbeden
charming
cazibe
tılsım
çekici
büyüsü
muskası
büyüle
muska
enticing
ikna
ayartın
alluring
cazibesini
çekicilik
tempted
baştan
teklifini
cezbeder
appeal
temyiz
itiraz
başvuru
çekici
cazibe
cazip
hitap
cezbeden

Examples of using Cazip in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yani, kulağa pek cazip gelmiyor, değil mi?
I mean, that doesn't sound so enticing, does it?
Babama cazip geldi ama yemedi.
Dad didn't eat but he did get tempted.
Paris dışında diyorsun. Cazip bir şey var mı?
Something juicy? Other than Paris, you mean?
Niye cazip bir şüpheli olduğunuzu açıklayabilir.
I'm saying it might explain why you're such an alluring suspect.
Daha cazip bir şey düşünemiyorum.
I can imagine nothing more charming.
Teklifin çok cazip Allen ama bu akşam kız arkadaşımla buluşacağım.
That's a very enticing offer, Allen, but I'm actually seeing my girlfriend tonight.
Etrafı arazi ve mülklerle çevrili cazip asilzade köşkü.
Desirable nobleman's mansion with surrounding estate and properties.
Yaşlı erkeklerin, kadınlara bu kadar cazip görünmesi nedendir?
What the hell is it about older guys that seems so appealing to women?
Bir anlaşma yapmak için cazip olacaksın. Ve yaptıklarında.
And when they do… you will be tempted to cut a deal.
Bir kuzine kölesi olmanın hiç cazip yanı yok. Şaka yapmıyorum.
Being a galley slave holds no appeal for me. I'm not kidding.
Ah, çok cazip. Ne?
What? Ooh, juicy.
Bunu cazip bulacak insanlardan değiller.
They're not the kind of people that find that charming.
Bu bana pek cazip bir teklif gibi gelmedi.
It doesn't seem a very enticing offer.
Böylece biz her ümmete kendi işlerini cazip gösterdik.
Thus have We made alluring to each people its own doings.
Kirman, halı dokumacılığı için cazip yünlere sahiptir.
Kermans have desirable wool for weaving carpets.
Geçmişte yaşamanın ne kadar cazip olduğunu bilirim.
I know how appealing it would be to live in the past.
Bir anlaşma yapmak için cazip olacaksın. Ve yaptıklarında.
You will be tempted to cut a deal. And when they do.
Bu senin için cazip olmalı.
That ought to appeal to you.
Ah, çok cazip. Ne?
Ooh, juicy. What?
O çok cazip geliyor.
That sounds very enticing.
Results: 434, Time: 0.0426

Top dictionary queries

Turkish - English