Examples of using Celbi in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Celbi aldın.
Celbi yazlığıma gönderiver.
Bu celbi pazartesi işe gelene kadar tutacağım.
Bay Huntley ona teslim etmeden önce celbi imzalamak zorunda.
Yani boşanma celbi.
Karısı geçen hafta boşanma celbi yollamış.
Çok acil askerlik celbi.
mahkeme celbi ve yaklaşma yasağı emri bulduk.
Bunun için de celbe ihtiyacınız olduğunu biliyorsunuz, değil mi?
Celp senin hakkında değil.
Celbiniz var mı?
Celp edildiniz.
Doğrudan celp prosedürüne tabisin demektir.
Celpten haberim var.
Gabriel celp almadı mı?
Lütfen celp ve şikayet dosyasını bıraktığımı söyleyin. İşte.
Bu celbe uymanın iyi bir fikir olduğuna inanıyoruz.
İki celp ve üç mektubu görmezden geldiğiniz için bunlar yaşanıyor.
Güzel. Bu celp, klasik bir yemleme.
Aman tanrım, celp gelmiş?