Examples of using Darp in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Darp, tehdit, kaçak içki, uyuşturucu satışı.
Onların birbirini darp ettiğini görmedim.
Gazetecilere darp, işkence ve tehdit.
Kafada darp, cesedi ev arkadaşı buluyor.
Gözaltında darp sonucu ölüm.
Polis ters kelepçe takarak ve darp ederek çok sayıda öğrenciyi gözaltına aldı. NV.
Darp ve cinayete teşebbüsten tutuklusun zaten.
Darp edilmiş doğum günü çocuğumuzun adı Kevin Fetzer.
Son 10 yılda darp ve sahtekârlıktan defalarca tutuklanmış.
Eyalet memuruna darp demek?
Darp olayı için ifade alıyoruz deyin.
Kanunsuz silah bulundurma, darp, ölümcül silahla darp.
Askerler bazı işçileri darp etti, bazılarını da öldürdü.
Chapman, Brighama karşı darp ve makinesini kırdığı için mülke zarar davası açmıştı.
Darp yoktu, bu sebeple haklarında dosya açamadım.
Darp ve dolandırıcılıktan tutuklusunuz. Polis.
Adam, bu resmen darp! -Değil mi?
Darp ve dolandırıcılıktan tutuklusunuz. Polis.
Aldığın tüm darp raporlarını gördüm.
Zorla girme, darp.