Examples of using Demeye in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ne demeye dergide stajyerlik yapıyorsun o halde?
Evet. Onu demeye çalışıyorum sana zaten.
En başta o kapıyı ne demeye çaldın ki zaten?
Ama onu demeye getirdin.
Euphanasia demeye karar verdim.
Affedersin, sen sürekli böyle demeye alışık mısın?
Ne demeye çalışıyorsunuz, Bayan Hooper?
Tam olarak ne demeye çalışıyorsun Faye?
Sen? Anne demeye mecbur kalmadıkça her türlü.
El feneri'' demeye alıştım.
Ne demeye çalışıyorsunuz, Bayan Hooper?
Haklıydın. Bir şey demeye çalışıyorsun.
Anne demeye mecbur kalmadıkça her türlü. Sen?
Aynı'' Courtney Cox-Arquette'' demeye alıştığım gibi.
Tam olarak ne demeye getiriyorsun sen?
Haklıydın. Bir şey demeye çalışıyorsun.
Bana tekrar Kitty demeye başlayabilirsiniz eğer istiyorsanız.
Hayır. Affedersin, sen sürekli böyle demeye alışık mısın?
Ne demeye bekliyoruz o halde?
Sanırım sana, beni rahat bırak demeye çalışıyor.