DENGELEME in English translation

balancing
bakiye
terazi
dengelemek
dengeyi
denge
tartıyı
mizanı
stabilization
stabilizasyon
i̇stikrarı
dengeleme
denge
sabitleme
sabitleştirmek
balance
bakiye
terazi
dengelemek
dengeyi
denge
tartıyı
mizanı
counterbalancing
denge
dengelemesi

Examples of using Dengeleme in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bilgisayar, dengeleme testini tekrar çalıştır.
Computer, repeat stabiliser diagnostic.
Dengeleme hızlandırıcı sensörlerde hasar tespit edildi.
Damage has been detected in the stabiliser acceleration sensors.
CİNAYET Çakralarını dengeleme zamanı geldi.
The time has come to balance your chakras.
üç eksenli dengeleme.
three-axis stabilisation.
Eski günlerde olasıIıkları dengeleme şansım olurdu.
In the old days, I would have had a piece to even up the odds.
Uyarı, geçici basınç dengeleme başarısız oldu.
Warning, temporary pressure compensation failure.
Gerçek zamanlı fps dengeleme önerilir.
Realtime fps adjust recommended.
Veya hormonal dengeleme prosedürleri.
Rebalancing procedures. Or hormonal.
Veya hormonal dengeleme prosedürleri.
Or hormonal rebalancing procedures.
denge noktası veya dengeleme noktası burada
the fulcrum or balancing point is there…
Yük dengeleme genellikle adanmış bir yazılım
Load balancing usually involves dedicated software
Ve çocuklarımız için köpsırgaların oluşmasını engelledik, dünyayı daha temiz ve güvenli bir yer haline getirdik. Çığır açan hava dengeleme sistemimiz sayesinde.
With our revolutionary weather stabilization system, We prevented the formation of sharknadoes and we made the world a cleaner, safer place for our nation's children.
Beş aşamalı bir sistem olarak, değişken dengeleme, verimlilik ölçümleri,
It will involve a simple five-tier system balancing variable efficiency measurements
Tek bileşen kullanmak yerine, yük dengeleme ile birden fazla bileşen kullanımı yedekleme( redundancy)
Using multiple components with load balancing instead of a single component may increase reliability
bilirsin, dengeleme Herkesin programları.
you know, balancing everybody's schedules.
Rappelling içeren temel eğitim kampıydı. ve bu bouldering, dengeleme, tırmanma ve.
Which included bouldering, balancing, climbing and rappelling. And this was a basic training camp.
kıtanın güçlerini dengeleme rolünden vazgeçti.
the King abandoned his role of balancing the continent's powers and moved the capital to a remote island.
Ancak, negatif madde kısmı tekrar dengeleme, aynı oranda negatif sıcaklık kazandırır.
However, the negative matter portion gains negative temperature at the same rate, again balancing out.
Ocak 2004 tarihinde, Rusya Federasyonu Dengeleme Fonu, petrol fiyatı düşerse onu dengelemek için federal bütçenin bir parçası olarak Rusya Hükümeti tarafından kurulmuştur.
On 1 January 2004, the Government of Russia established the Stabilization fund of the Russian Federation as a part of the federal budget to balance it if oil price falls.
Çarşamba günü ilerleyen saatlerde gerçekleşen bütçe görüşmelerinde milletvekillerine seslenen Merkel, mahkeme kararının, hükümetinin 17 ülkeden oluşan avro bölgesindeki dayanışmayı, üye ülkelerin bireysel sorumluluğuyla dengeleme politikasının bir teyidi olduğunu söyledi.
Addressing lawmakers during a budget debate later on Wednesday, she said the ruling was a confirmation of her government's policy of balancing solidarity in the 17-nation euro area with member states' individual responsibility.
Results: 71, Time: 0.0295

Top dictionary queries

Turkish - English