DENGELI in English translation

balanced
bakiye
terazi
dengelemek
dengeyi
denge
tartıyı
mizanı
stable
stabil
sabit
ahır
sağlam
durağan
istikrarlı
kararlı
dengeli
durumu
sebatkâr
steady
sabit
sakin
sağlam
düzenli
sürekli
düzgün
yavaş
istikrarlı
kararlı
dengeli
poised
dengeyle
duruş
özgüven
well-balanced
dengeli
well-adjusted
uyumlu
dengeli
iyi ayarlanmış
düzgün
iyi uyum sağladılar
stability
istikrar
stabilite
dengesini
kararlılık
denge
durağanlık
stabilized
sabitle
dengede
dengele
sabitlenmesi
stabil hale
balance
bakiye
terazi
dengelemek
dengeyi
denge
tartıyı
mizanı
balancing
bakiye
terazi
dengelemek
dengeyi
denge
tartıyı
mizanı
poise
dengeyle
duruş
özgüven

Examples of using Dengeli in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
bilge ve dengeli.
wise and well-balanced.
Bazı dengeli sıvı çözeltiler bulduk orada, tuzlar, proteinler.
We found some solutions there for balancing liquids, salts, and proteins.
Dengeli. Çok yavaşsın.
Balance. You are too slow.
İyi gidiyorsun Dinah. Yavaş ve dengeli.
Slow and steady! Dinah!
Dakik. Kibar. Dengeli.
Punctual. Refined. Poised.
En azından dengeli ve zarif dans etmeyi öğrenmelisiniz.
At the very least, one must learn to dance with poise and grace.
Dengeli. Çok yavaşsın.
You are too slow. Balance.
Dengeli Fırıncının duruşu!
The Balancing Baker!
Yavaş ve dengeli.
Slow and steady.
Dakik. Kibar. Dengeli.
Punctual. Poised. Refined.
Dengeli ve güçlü görünmeni bekliyorum.
I expect poise and strength.
Dengeli ateş etmek için saymak gerekir.
You need a countfor balance.
İyi gidiyorsun Dinah. Yavaş ve dengeli.
Dinah! Slow and steady!
Dakik. Kibar. Dengeli.
Poised. Refined. Punctual.
O buradayken daha dengeli olduğumu mu?
When he was here, I had m-more balance.
Halk için sempatik ve dengeli bir kişiliğin kombinasyonu.
A combination of public charm and personal poise.
Unutmayın; yavaş ve dengeli ilerlemeliyiz.
We need to move slow and steady.
Dakik. Kibar. Dengeli.
Refined. Poised. Punctual.
Bu gibi şeyler dengeli olmalı.- Bu da çok zor.
I mean there's a balance to these things, Elgin, it's tricky.
Beni çok çalıştırdılar, dengeli biri olarak yetiştirdiler.
And they raised me to be a very studied, steady person.
Results: 492, Time: 0.0403

Top dictionary queries

Turkish - English