DINDIRMEK in English translation

to ease
hafifletmek için
dindirmek için
rahatlatmak için
azaltmak için
kolaylaştırmak
azaltacak
sakinleştirecek
to relieve
azaltmak için
rahatlatmak
hafifletsin
kurtarmak için
dindirmek
to stop
durdurmaya
bırakmak
engellemek için
engel
önlemek için
kesmesini
son
artık
to alleviate
hafifletmek
azaltmak için
gidermek için
azaltılabilir
yatıştırmak
dindirmek
to quench
gidermek için
söndürmek için
dindirmek
to take
almak
götürmek
almanı
alıp
götürecek
alacak
kabul
ele
atmak
çıkarmak

Examples of using Dindirmek in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bizler sonsuz fetih açlığını dindirmek isteyen vahşi savaşçılarız.
We are savage warriors, eager to slake our endless thirst for conquest.
Operasyon travmatikti. Şu an acısını dindirmek çok önemli.
The surgery was traumatic. It's important to alleviate his pain right now.
Ya da acı dindirmek?
Or alleviating pain?
Seninle olmak… senin için yaşamak… migren ağrılarını dindirmek.
Living for you… relieving your migraines… Being with you.
Seninle olmak… senin için yaşamak… migren ağrılarını dindirmek.
Relieving your migraines… Being with you, living for you.
Benim yapabileceğim şey, hastaların acısını dindirmek… hayatlarındaki zorlukları değil.
What I can stop is the patients' pain, not the hardships in their lives.
Veri tabanı oluşturma fikrinin ardında yatan düşünce tüm İzlanda popülasyonunun genetik bilgilerini toplayarak yeni tıbbi tedaviler bulup acıları dindirmek ve hastalıkların önüne geçmek.
The idea for the database is to gather genetic data on the entire population of Iceland and use the findings to create new medical cures, to relieve suffering and prevent diseases.
Bazı acıları dindirmek, ve manik depresif shih-tzu* lara… verilen ilaçlara son vermek istiyordum.
I wanted to alleviate some suffering, and I end up dealing drugs to manic-depressive shih tzus.
kullanılmıştır… ama bu durumda, sake endişeleri dindirmek ve insanların unutmasını sağlamak için kullanıldı.
te sake was used to relieve the worries and make people forget.
Bu acıyı dindirmek, dünyanın döngüsünde ufak değişiklikler yapmak
And they work to alleviate that suffering, to make small changes to the spinning of the Earth,
her türlü önlemi alınması var dindirmek ne muazzam bir olmak büyümek olabilir bir skandal
every precaution has to be taken to quench what might grow to be an immense scandal and seriously compromise one
Kral, daha önce ağrılarını dindirmek için başarısız girişimler yapmış olan Gawainin çağrılmasını ister.
He calls out for Gawain, whose attempt at relieving the King's pain had failed.
Hep pişmanlık sebebiyle olduğunu söylerdin insanların acılarını dindirmek ve vampirlerin olmadığı bir yerde zaman geçirmek sebebiyle olduğunu söylerdin.
You always told me it was about penance, about helping people through their pain, and about spending time in a place where vampires weren't.
Zengin doğmanın vicdanını dindirmek için bölge savcısı olarak ve de babanın bunu onaylamadığını biliyordun. kendini suçsuz ve ezilen insanlara savunmaya adadın.
As DA, you advocate for the innocent and downtrodden and because you knew your father would disapprove. to appease your conscience for being born into wealth.
Zengin doğmanın vicdanını dindirmek için bölge savcısı olarak kendini suçsuz
To appease your conscience for being born into wealth and because you knew your father would disapprove.
Eddienin acısını dindirmek yerine, bencilce… kendi intikam isteğini tatmin etmek için onu kullanmışsın.
But instead of easing his pain, you selfishly twisted it to gratify your own need for revenge.
Eddienin acısını dindirmek yerine, bencilce… kendi intikam isteğini tatmin etmek için onu kullanmışsın.
You selfishly twisted it to gratify your own need for revenge. But instead of easing his pain.
Yani peşinde olduğun şey için harcadığın zamanı düşünürsek acılarını dindirmek sana saatte 50 sente mâl oluyor demektir.
Considering how long you have been casing the joint, I would say that's about 50 cents an hour for your pains.
Şansı varmış ki nefes borusu zarar görmemiş doktor ağrıyı dindirmek için yatıştırıcı verdi.
Luckily, his trachea didn't collapse, and the doctor sedated him for the pain.
Yani peşinde olduğun şey için harcadığın zamanı düşünürsek… acılarını dindirmek sana saatte 50 sente mâl oluyor demektir.
I would say that's about, uh, 50 cents an hour for your pains. Now, considering how long you been casing the joint.
Results: 55, Time: 0.0621

Top dictionary queries

Turkish - English