ENGIN in English translation

vast
büyük
geniş
engin
muazzam
devasa
dev
sonsuz
uçsuz bucaksız
genişliği
immense
muazzam
büyük
devasa
engin
yoğun
kocaman
uçsuz bucaksız
çok fazla
çok geniş
profound
derin
büyük
engin
yoğun
içten
bilgece
çok
büyük sevinç ve en derin
great
harika
büyük
iyi
güzel
muhteşem
mükemmel
yüce
süper
çok
ulu
wide
geniş
tamamen
kocaman
büyük
daha
açık
engin
genişliğinde
çapında
açıktan
extensive
geniş
büyük
yoğun
yaygın
uzun
engin
kapsamlı
deep
derin
koyu
derinlemesine
derinliklerinde
derine
içine
boundless
sınırsız
sonsuz
uçsuz bucaksız
sınır tanımaz
engin

Examples of using Engin in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sürükleniyor gibi. Bakın, engin karanlığın yüreğine doğru.
Look, it seems to lead into the heart of an immense darkness.
Uzak ve engin duyulmasını sağlıyor. Duyulabilecek en vahşi ses ormanın sesinin.
And wide. The wildest sound ever heard makes the woods ring far.
Benimsemiş olmalısın. Engin deneyimlerime göre Evans erkekleri doğuştan yalancılardır.
Then you must be adopted. In my extensive experience, the Evans men are born liars.
Laclosun olağanüstü bir zihni ve engin bir feraseti var.
Laclos has an outstanding mind and deep insights.
Bu yaşam kaynağı sular buharlaşarak Kalaharinin engin semâlarına karışıyor.
Its life-giving waters simply evaporate into the great emptiness of the Kalahari sky.
Ricardo Diaz ve engin sabıkası ile tanışın.
Meet ricardo diaz and his Extensive criminal record.
Şu büyük, engin dünya nasıldı?
How's the big, wide world?
Bu adam engin.
This guy's deep.
Engin deneyimlerime göre Evans erkekleri doğuştan yalancılardır.
In my extensive experience, the Evans men are born liars.
Duyulabilecek en vahşi ses ormanın sesinin uzak ve engin duyulmasını sağlıyor.
The wildest sound ever heard makes the woods ring far and wide.
Tiyatro sahneleme konusunda engin tecrübelerim var.
I have extensive experience in theatre staging.
Böyle bir gökyüzünün altında, çocukluğum çok engin ve rahat geçerdi.
My childhood would have been wide and horizontal under such a sky.
Christian 27 yaşında olmasına rağmen engin bir uçuş deneyimine sahipti.
And Christian grey, although only 27 years old, had extensive flying experience.
Su çok engin.
The water is wide.
Çöl. Güneş, kum, engin açık alanlar.
The desert, the sun, the sand, the wide open space.
Tiyatro sahneleme konusunda engin tecrübelerim var.
I have had extensive experience in theatre staging.
First leydi olarak Beyaz Saraydaki engin sanat koleksiyonundan ben sorumluyum.
As first lady, it's my responsibility to curate the White House's extensive art collection.
Bu yıldızlı engin göğün altında Gruner.
Under the widest starry sky Gruner.
Gruner. Bu yıldızlı engin göğün altında.
Under the widest starry sky Gruner.
Evrenimiz engin, mucizelerle dolu.
Our universe is vast, full of wonders.
Results: 496, Time: 0.0456

Engin in different Languages

Top dictionary queries

Turkish - English