Examples of using Engin in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Sürükleniyor gibi. Bakın, engin karanlığın yüreğine doğru.
Uzak ve engin duyulmasını sağlıyor. Duyulabilecek en vahşi ses ormanın sesinin.
Benimsemiş olmalısın. Engin deneyimlerime göre Evans erkekleri doğuştan yalancılardır.
Laclosun olağanüstü bir zihni ve engin bir feraseti var.
Bu yaşam kaynağı sular buharlaşarak Kalaharinin engin semâlarına karışıyor.
Ricardo Diaz ve engin sabıkası ile tanışın.
Şu büyük, engin dünya nasıldı?
Bu adam engin.
Engin deneyimlerime göre Evans erkekleri doğuştan yalancılardır.
Duyulabilecek en vahşi ses ormanın sesinin uzak ve engin duyulmasını sağlıyor.
Tiyatro sahneleme konusunda engin tecrübelerim var.
Böyle bir gökyüzünün altında, çocukluğum çok engin ve rahat geçerdi.
Christian 27 yaşında olmasına rağmen engin bir uçuş deneyimine sahipti.
Su çok engin.
Çöl. Güneş, kum, engin açık alanlar.
Tiyatro sahneleme konusunda engin tecrübelerim var.
First leydi olarak Beyaz Saraydaki engin sanat koleksiyonundan ben sorumluyum.
Bu yıldızlı engin göğün altında Gruner.
Gruner. Bu yıldızlı engin göğün altında.
Evrenimiz engin, mucizelerle dolu.