Examples of using Falsolu in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Gizli silahı olan falsolu atışı da bir o kadar kötü durumda.
Falsolu topa vurabiliyorsun.
Falsolu vur Charliecik. Haydi!
Sence baban falsolu atışım hakkında ne düşünürdü?
Beyzbol sezonuna kadar dönmezsen, falsolu atmayı bana kim gösterecek?
Falsolu atmayı biliyor musun?
AldIk! Falsolu vurusla topu sahanIn derInlIklerIne gonderdI!
Latin Amerikada çocukların falsolu atmalarına izin vermiyorlar.
İki nokta arasındaki en kısa mesafe, ancak çok falsolu bir gökkuşağı vuruşuyla alt edilebilir.
Kader, alın yazısı, bir top nasıl falsolu fırlatılır.
Bilinçli, bekar, zeki kadın olmamıza rağmen kusursuzluğu bekleyemiyoruz. Hayat yine de falsolu toplar atmayı başarıyor bize.
Ama o zaman da top falso alabilir ve bir'' Pinochet'' yapmış olursun.
O çocuk falsolulara vuramıyor.
Görünen o ki, topa falso vermedi.
Bilmek isteriz, elbette önümüze topların nasıl falsolarla atılacağını.
Topa fazla falso veriyorsun.
Pekala, Bana şu falsoyu göster.
Falsosu yok.
Falso değil bu.
Havuz partisi bitti, Falsocu.
