HAFIF in English translation

light
ışık
hafif
açık
nur
ateşin
çakmak
bir ışık
aydınlık
ışıkla
yak
mild
hafif
yumuşak
ılıman
uysal
ufak
ılımlı
mülayim
lightweight
hafif
hafifsiklet
dayanıksız
bastıbacak
hafifsıklet
tüy sıklet
sıkletsin
soft
yumuşak
yumuşacık
hafif
zayıf
narin
loş
uysal
yumuşattık
little
küçük
biraz
ufak
minik
az
azıcık
küçücük
kısa
minor
küçük
ufak
minör
reşit
hafif
çocuk
ikincil
önemsiz
küçükler
mildly
biraz
hafif
kibarca
gentle
nazik
kibar
yumuşak
hafif
narin
yavaş
uysal
tatlı
usulca
şefkatli
subtle
ince
kurnaz
zarif
hafif
hoş
zeki
incelikli
faint
zayıf
soluk
baygın
belirsiz
sönük
silik
hafif
bitkin
bayıl
bayılan

Examples of using Hafif in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Onun hafif eğimli ile, aynı zamanda tekerlekli sandalye için tasarlanmıştır.
With its gentle slope, it's also designed for wheelchair access.
Hafif bir müzik sesi.
Faint sound of music.
Bu hafif bir puding.
That's pudding it mildly.
Sivil takımdaki üç araştırmacı hafif yaralandı. Emredersiniz.
Minor injuries to three researchers on the civilian block team. Yes, sir.
Hafif gizli servis.
Secret Service Lite.
Bedava hafif yemek.
Free bland food.
Hafif egzersizler kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.
Moderate exercises will make us feel good.
Hafif bir meyankökü ve vişne kokusu alıyorum… zehir kokusuyla beraber.
Subtle hints of liquorice and cherry. By the way.
Kesinlikle çok hafif müzik sesi duydum.
I definitely heard a faint sound of music.
Açık gökyüzü, hafif rüzgarlar… ve Kutup Işıklarının göz kamaştırıcı gösterisi.
Gentle winds, Clear skies, and a particularly spectacular display of the southern lights.
Yüzyılın başındaki bir besteciye hafif kafayı taktım.
I'm mildly obsessed with a turn of the century composer.
Büyük, hafif, koyu kafeinli,
Tall, lite, dark caf,
Karnı su dolu, hafif bir yetersiz beslenme durumu mevcut.
Stomach full of water, moderate malnourishment.
Evet, hafif olması lazım, bu çok önemli.
Yeah, it has to be subtle, that's important.
Tom hafif yemek istiyor.
Tom wants his food bland.
Şimdi çok hafif bir eğimden ineceksin.
Now, you're gonna go down a very gentle slope.
Çok hafif, ama hissedebiliyorum.
It's faint, but I can feel it.
Hatta'' Hafif rahatsızlık.
Mildly disturbed", even.
Hafif biralar bana babamı anımsatıyor.
Lite beer reminds me of my dad.
Hafif travmatik beyin hasarı.
Moderate traumatic brain injury.
Results: 4308, Time: 0.0716

Top dictionary queries

Turkish - English