Examples of using Halletmek in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Gitmeden önce halletmek istediğim bir şey var.
Bunu seninle halletmek istiyorum.
Amacım bunu sessizce, barışçıl bir şekilde ve olaysız halletmek.
Biliyorsun, tüm isteğinin karpuzlarını halletmek olduğunu söylemişti.
Eee, bu işi nasıl… Bu işi nasıl halletmek istersin?
Bunu halletmek zorunda değiliz. Haydi.
Bu seferkini ben halletmek istiyorum. Lütfen.
Aç değilim Byron, bunu halletmek istiyorum sadece.
Çünkü bunu halletmek istiyordum.
Bay Dubois, basın duymadan önce bu işi halletmek istiyor.
Tamam beyler. Bu konuyu dördüncü çeyrek başlamadan halletmek istiyorum.
Olacaklar, sadece birkaç detayı halletmek zorundayız.
Teğmen, belki bunu sen halletmek istersin. Acaba ben.
Bu seferkini ben halletmek istiyorum. Lütfen.
Onu halletmek için bir yol düşünmeliyiz.
Ama bütün istediğimiz bugün bu korkularından birini halletmek.
Sadece bu işi halletmek istiyorum.
Algernon, meseleyi kendi halletmek istediğini söylüyor.
Bu kendim halletmek istiyorum.
Olacaklar, sadece birkaç detayı halletmek zorundayız.