Examples of using Hapsin in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
İyi de ben hapsin orada değilim ki.
Ev hapsin boyunca sessiz ol.
Yıl hapsin ardından Mayıs 2016da serbest bırakıldı.
Hapsin nasıl bir yer olduğu hakkında bir fikrin var mı?
Hapsin dışında ama Meksikanın içinde.
Hapsin bir faydası ekonominin değerini anlıyorsun.
Olga Salanueva, üç ay hapsin ardından sınır dışı edilerek Kübaya gönderildi.
Unutmayalım ki bütün bu iş beni hapsin dışında tutmak içindi.
Unutmayalım ki bütün bu iş beni hapsin dışında tutmak içindi.
Unutmayalım ki bütün bu iş beni hapsin dışında tutmak içindi.
bugünün spesiyali soğuk sunulan hapsin adaleti.
Hapsin kendine has kuralları vardır, dışarıda olanlar bunları asla anlayamaz.
Ceza indirimiyle 18 yıl hapsin yanında dava masraflarını ödemekle yükümlendirdi. Gladys Susana Pereirayı suçlu bulup olağanüstü şartları göz önünde bulundurarak.
Ben ne yaparsam yapayım askeri mahkemenin, hapsin, idamın ötesinde geleceğim yok.
Ötesinde geleceğim yok. Ben ne yaparsam yapayım askeri mahkemenin, hapsin, idamın.
Ben, ev hapsi kaldırın ama o kasabayı terk edilmez olacaktır.
Hayır. Şerif, hapisteki ilk gününden beri konuşmadığını söyledi.
Hapisteydim, bu adam gelip bana Amerikan elçiliğinden olduğunu söyledi.
Hapisten bu çocuğu kaçırmaya çalıştılar!
Seni ev hapsi sırasında ziyaret ettiğimde çok kibar ve konukseverdi.