Examples of using Hiddet in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Şu an hissettiğin her şey; bu hiddet.
Tüm bu öfke tüm bu hiddet kaybımı saklamak içinmiş.
Bu hiddet.
O kalp atışı neden bu kadar hiddet dolu idi?
Öfke ve hiddet.
Şimdiye dek 6 dakikalık hiddet.
Bunları kendimi korumak için takmıyorum! Hiddet?
Bunları kendimi korumak için takmıyorum! Hiddet?
Bence on yaşından beri içine gömdüğün tüm bu hiddet ve öfke hâlâ içinde.
şimdi yükselen duygular görüyorum, hiddet, tehdit edici hareketler.
Diğer bütün düşünceleri sıkarak atar bütün diğer duyguları boğar ta ki hiddet dışında her şey ölür.
kızgınlık ve hatta hiddet anılarına maruz kalırlar.
aptal gibi dolaşıyordun göremeden, sevemeden öfke ve hiddet dolu.
Hayır, bildiğim tek şey kaza sırasında tüm bu hiddet onu daha iyi yaptığı.
Tamam. bunlar bir ruhu yaralar, Bradley. Tüm bu bağrışmalar ve öfke ve hiddet.
Sanırım Amerikan toplumundaki hiddet ortamından çok uzağım. Rasgele şiddetten.
Efendim gördüklerimi görseydiniz gözleriniz acıyıp kızarana değin… merhamet ve hiddet göz yaşları dökmezdiniz ve… tıpkı benim yaptığım gibi doğrudan kılıcınızı çekerdiniz.
Hatta belki hiddet.
Kıskançlık ve hiddet.
Hiddet ve… üzüntü.