IHTILAF in English translation

conflict
savaş
çelişki
çatışma
ihtilaf
anlaşmazlık
uyuşmazlık
çekişme
arasında
çakışma
dispute
mücadele
itiraz
hakkında
anlaşmazlığı
kavgası
tartışması
ihtilaf
çekişmeye
münakaşa
konusunda
differed
farklı
ihtilafa düştükleri
ayrılığa düştükleri
ihtilafa
hakkında ayrılığa
anlaşmazlığa
controversy
tartışma
ihtilaf
anlaşmazlıklar
tartışmalara yol açtı
polemik
controversial
tartışmalı
ihtilaflı
şaibeli
disputed
mücadele
itiraz
hakkında
anlaşmazlığı
kavgası
tartışması
ihtilaf
çekişmeye
münakaşa
konusunda
differing
farklı
ihtilafa düştükleri
ayrılığa düştükleri
ihtilafa
hakkında ayrılığa
anlaşmazlığa

Examples of using Ihtilaf in Turkish and their translations into English

{-}
  • Ecclesiastic category close
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Tomas Y. Ruizin ülkede yasa dışı olarak bulunması konusunda hiçbir ihtilaf yok,… bu nedenle sınır dışı edilme ile karşı karşıya kaldı.
There'sno dispute that Tomas Y. Ruiz was in this country illegally, and therefore, subject to deportation.
Cumartesi tatili, sadece onda ihtilaf edenlere farz kılındı. Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında, onlar arasında kıyamet günü hüküm verecektir.
The sabbath was only appointed for those who differed thereon; and verily thy Lord will judge between them on the Judgment-Day concerning that wherein they have been differing..
Büronun müdürü Vesna Horvatoviçe göre, ihtilaf çözümü, haberleşme
Teachers and school psychologists will lead discussions on conflict resolution, improved communications
Atıştırmalıklar ve senseiyle ihtilaf çözümü protokolünde anlaşamadık. Ama yeni isim, gi tasarımı.
But deadlocked on a new name, Gi Design, Post-Training Snacks, and Sensei Dispute Resolution Protocol.
Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere( farz) kılınmıştı. Kıyamet günü Rabbin, muhakkak onların ihtilafa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.
The sabbath was only appointed for those who differed thereon; and verily thy Lord will judge between them on the Judgment-Day concerning that wherein they have been differing..
Atıştırmalıklar ve senseiyle ihtilaf çözümü protokolünde anlaşamadık.
Gi Design, Post-Training Snacks, and Sensei Dispute Resolution Protocol.
dahil olmak üzere tüm dünyadaki ihtilaf bölgelerinde gerçekleştirdiği barış ve istikrar operasyonlarına ciddi katkılarda bulundu.
EU's peace and stability operations in conflict zones around the world, including Afghanistan.
Sebt( cumartesi) tatili, ancak onda ihtilaf edenlere farz edilmişti. Rabbin kıyamet günü ihtilaf ettikleri hususlarda onlar hakkında elbette hükmünü verecektir.
The sabbath was only appointed for those who differed thereon; and verily thy Lord will judge between them on the Judgment-Day concerning that wherein they have been differing..
Ekonomik ihtilaf davaları mahkemelerde gereksiz yere uzuyor ve bu da yatırımcılar açısından sorun olmaya devam ediyor.
Economic dispute cases stretch needlessly long in the courts and that remains an issue for investors.
Sırbistanın kendi ilkelerine sahip olduğunu ve ABye ihtilaf getirebileceği yönünde'' yanılsaması olmadığını'' söyledi.
allegations of"parallel structures" but said that Serbia has its principles and"has no illusion" that it could bring conflict into the EU.
Muhakkak ki Rabbin, ihtilaf etmekte oldukları şeyler hakkında kıyamet günü onların aralarında hükmedecektir.
Your Lord will judge between them on the Day of Resurrection regarding everything they had disputed.
Bugün bile, 2001 yılında Makedonyada yaşananlara farklı isimler veriliyor- isyan, ihtilaf veya sınırlı ölçekte bir iç ihtilaf gibi.
Even today, there are different names for what happened in Macedonia in 2001-- a rebellion, a conflict or a limited-scale internal conflict.
Steve her zaman medya ilgisinin hareketimizin saflığına ihtilaf ve öfke katacağını söylerdi.
Steve has always said that media attention will only bring controversy and ire to the purity of our movement.
Newton ve diğerleri ile ihtilaf içerisindeydi.
Leibniz was engaged in a dispute with John Keill, Newton and others, over whether Leibniz had invented the calculus independently of Newton.
Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar( evet)
And do not be like those who became divided and disputed after the clear signs had come to them;
tek bir ümmet yapardı. Halbuki yine de ihtilaf edip duracaklardı.
mankind of one community, and they will not cease differing.
Plavsiç, 1990lardaki Balkan ihtilaflarında rol alan ve duyduğu pişmanlığı dile getirip BHdeki ihtilaf sırasında işlenen zulümlerin sorumluluğunu üstlenen en üst düzey siyasi konumunda bulunuyor.
Plavsic is the most senior politician from the Balkan conflicts in the 1990s to have expressed remorse and acknowledged responsibility for atrocities committed during the conflict in BiH.
Evet, Profesör ama geçmişinizde… Nasıl desem ihtilaf var. Bu da sadakatinizi sorgulatıyor.
Yes, Professor, but you have a history of… how shall I put this… controversy, which calls into question your loyalties.
Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın.
And do not be like those who separated and disputed after the clear proofs came to them;
Siyaset bilimcisi Granit Kastrati SETimesa verdiği demeçte, bir barış antlaşmasının her iki tarafta da ihtilaf zihniyetine son vereceği için memnuniyetle karşılandığını söyledi.
Granit Kastrati, a political scientist, told SETimes that a peace treaty is welcomed as it would end the conflict mentality on both sides.
Results: 145, Time: 0.0352

Top dictionary queries

Turkish - English