ILERLEMEK in English translation

to move forward
ilerlemek
ileriye
i̇lerleyebilmemiz için
ilerleyeceğine dair
i̇leriye doğru hareket etmek için
ilerleyebilmek için
move
hareket
hamle
yürüyün
taşınmak
kımılda
kıpırda
çekilin
çekil
yürü
taşı
to go
gitmek
gidecek
gidip
çıkmak
girmek
giden
dönme
gidin
geçmek
proceed
devam
ilerleyin
devam edin
doğru ilerlesin
başla
doğru devam et
nakili
hareket etmemiz
advance
avans
ileri
önceden
öncü
ilerleyin
peşin
ilerle
gelişmiş
progress
gelişim
süreç
ilerleme
gelişme
gidişatını
proceeding
devam
ilerleyin
devam edin
doğru ilerlesin
başla
doğru devam et
nakili
hareket etmemiz
moving
hareket
hamle
yürüyün
taşınmak
kımılda
kıpırda
çekilin
çekil
yürü
taşı
advancing
avans
ileri
önceden
öncü
ilerleyin
peşin
ilerle
gelişmiş
the advancement
ilerlemesi
gelişmesi
advancement
gelişimi

Examples of using Ilerlemek in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ölmek ya da kazanıp ilerlemek yerine askıya alınmış bir durumda korunduk.
Instead of dying or winning and moving on, we were preserved in a suspended state.
Sürü yiyecek bulabilmek için bölgelerinin diğer tarafına ilerlemek zorunda kalacak.
The pride will have to move to another part of their territory if they are to find food.
Şimdi mi? Hala bununla ilerlemek istiyor musun?
Now? You still want to move forward with this?
Kimse ABD gibi ilerlemek istemedi.
Nobody wanted to go like the States.
Pekala. Bu nasıl ilerlemek istiyorsun?
This how you wanna proceed? All right?
Bu yol boyunca ilerlemek gibi.
It's like moving along this road.
Endonezyaya ilerlemek.
Advancing into Indonesia.
Şimdi mi? Hala bununla ilerlemek istiyor musun?
You still want to move forward with this?- Now?
Bu tarz adamlarla yavaş ilerlemek gerekir.
You gotta move slowly with these guys.
Bir ara sadece birkaç yüz metre ilerlemek… tam iki saatimizi aldı.
At one point it took us two hours to go just a few hundreds yards.
Bizi bir çıkışa götürebilir. Ancak yaratığı geçip ilerlemek.
But moving past the creature might lead us to an exit.
Crawford planları ile ilerlemek istiyor.
Crawford wants to move forward with his plans.
Sualtı aracı dikkatli bir şekilde ilerlemek zorunda.
The submersible has to move carefully.
Lanet olsun, Hugh! Konu, ilişkimizde ilerlemek istediğim gerçeği.
It's about the fact that I wanted to move forward in our relationship.
Güzel. Seni seviyorum çünkü sen ilerlemek istiyorsun.
I like you because you want to move forward.- Good.
Tekrar zamanda ilerlemek istiyorum.
I want to move forward in time again.
Yine de artık ilerlemek istiyorum.
Still, I want to move forward now.
Şu anda ilerlemek zor.
Right now, it's difficult to move forward.
Vurgun mükemmel mantıklıydı ve biz ilerlemek istiyoruz.
Your quote is perfectly reasonable and we would like to move forward.
Yok, ilerlemek daha iyi… En iyisi geri.
Or better go forward… no, back.
Results: 178, Time: 0.0477

Top dictionary queries

Turkish - English