Examples of using Kaleye in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Kraliçem, Kral ve Kraliçe Padmavati kaleye girdi.
Laurel 11in kaptanı koyulaşsın gemi ve kaleye geçin.
Büyük kirpi kaleye gökyüzünden saldırmak övgüye değer bir taktikti.
At, kaleye iki.
Kraliçe Padmavati kaleye girdi.
Millet, kaleye gidin.
Beyaz Attan Beyaz Kaleye.
Tüm eller Kaleye!
Geliyor musun? O kaleye gireceğim?
Kaleye girmemiz için en yüksek şans. İzleyin.
Konuğumuzu sorgulanması için… kaleye götür.
Biliyor ki, sağında Fransızlar kaleye saldırmayacak.
Yunanlılar ve Romalılardan sonra, burası kaleye dönüştürüldü.
Ama kaleye saldırmayı eminim çok sevdiler.
Oturma odasındaki kaleye katlanabilirim.
Söylesene teğmen, kaleye geri dönmen gerekmiyor mu?
Kaleye yeni bir komutan geldi, General Stark.
Kaleye gelişin… bu noktaya gelmene sebep olan şeyler.
Gustav dedi ki, kaleye su taşımak için bunu kullanıyorlarmış.
Sadece kaleye ulaş.