KEŞFETMEK in English translation

to discover
keşfetmek
bulmak
öğrenmek
bulan
bulunması için
keşfedecek kadar
to explore
keşfetmek
araştırmak
keşfe
incelemek için
to find out
öğrenmek
bulmak
keşfetmek
bulabilmek için
inventing
icat
uyduranlar
yaratmak
bul
keşfetmek
uydurup iftira
exploration
keşif
keşfetmek
araştırma
arama
figuring out
bulmamız
çözmem
anlamaya
bulana
bulmalıyız
karar
düşün
invent
icat
uyduranlar
yaratmak
bul
keşfetmek
uydurup iftira
of discovery
keşif
keşfetme
discoverynin

Examples of using Keşfetmek in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Onun duygusal biri olduğunu keşfetmek, çok eğlenceli olurdu.
It would be amusing to find out he's really a sentimentalist.
Sadece keşfetmek bile bir yıl alır.
The discovery alone could take a year.
Keşfetmek zor.
It's difficult to find.
Keşfetmek deney yapmayı gerektirir.
Discovery requires experimentation.
Keşfetmek sizin hobiniz, benim ki tablo satmak.
Detecting is your pastime, mine is selling paintings.
Bazen kendini keşfetmek zordur ♪.
Sometimes it's hard to find yourself♪.
Keşfetmek derken, ne olduğu, ne anlama geldiği?
Discovered, like, what it is, what it means?
Sanırım gerçek kişiliğini keşfetmek zorundasın, değil mi?
I guess you will have to discover your real self, right?
Zyi keşfetmek. Tepeye çıkışını izlemek.
Finding Z. Watching him rise to the top.
Bak, keşfetmek istiyorsan… buyur keşfet..
Go ahead, explore. Hey, look, you want to explore..
Kendimi keşfetmek üzere bir yolculuk.
A journey of self discovery.
Ama bende demir yıldızı keşfetmek istiyorum.- Neden ben?
But whose it is? Who did discover iron star?- Why my?
Biz istismar, biz keşfetmek, bir hak ve sol el var.
We have a right and a left hand, we explore, we exploit.
Bunu keşfetmek ömrümün yarısına mal oldu.
It took me half a lifetime to invent it.
Etini keşfetmek istiyoruz… pazarlık yeteneğini değil.
It is your flesh we want to experience, not your skill at bargaining.
Gerçekleri keşfetmek bazen… yara izleri bırakabiliyor.
Sometimes finding out the truth… leaves scars.
Gerçekleri keşfetmek bazen… yara izleri bırakabiliyor.
Leaves scars. Sometimes finding out the truth.
Keşfetmek. Çocukluğumuzdan beri buraya gelmedik.
Explore. We haven't been here since we were children.
Keşfetmek. Çocukluğumuzdan beri buraya gelmedik.
We haven't been here since we were children. Explore.
Bu keşfetmek çok daha büyüktür?
What's greater than discovery?
Results: 669, Time: 0.0617

Top dictionary queries

Turkish - English